YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5544
KARAR NO : 2010/11220
KARAR TARİHİ : 13.10.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden HSBC Bank A.Ş., Akbank A.Ş, İş Bankası A.Ş. ve … vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
İflasın ertelenmesi isteminde bulunan vekili, müvekkili şirketin endüstriyel ekipman projelendirme ve satımı sektöründe faaliyette bulunduğunu, küresel ekonomik krizin etkisiyle müvekkilinin borca batık hale geldiğini, iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla müvekkilinin borca batıklıktan kurtulabileceğini belirterek, şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, şirketin borca batık olduğu, denetime elverişli ve ayrıntılı bilirkişi raporunda iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun belirtildiği, şirketin iyileştirme ümidinin olduğu, borca batıklıktan kurtulabileceği belirtilerek, şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahiller HSBC Bank, Akbank A.Ş. İş Bankası A.Ş. ve … vekillerince temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Bilirkişi kök raporunda, sunulan bilanço üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda şirketin borca batık olduğu, iflâstan kurtulmasının mümkün bulunmadığı belirtilmiştir. İflâsın ertelenmesi talebinde bulunan şirket vekili tarafından sunulan ek iyileştirme projesi hakkında aynı heyetten alınan ek raporda ise, borca batıklığın devam ettiği, somut projelerin hayata geçirilmesi ile borca batıklıktan kurtuluş ümidinin doğduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak iflâsın ertelenmesine karar verilmiştir.
İflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu amaçla, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan, konusunda uzman yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden varsayımlara dayalı olarak borca batıklık konusunda bir sonuca ulaşılması doğru değildir.
2- Bilirkişi raporlarının ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli nitelikte olması gerektiği gibi özellikle müdahil vekillerinin itirazlarını da karşılayacak bir içerikte bulunması gerekir. Bu özellikleri taşımayan, soyut ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 13.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.