YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/577
KARAR NO : 2010/7529
KARAR TARİHİ : 15.06.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih :24.11.2008
Nosu : 519-633
Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin oğlu dava dışı …’a 12.3.2007 tarihinde … 20.Noterliğinden Salihli’deki taşınmazları ile ilgili destekleme primlerinin alınması ve kooperatife üye olmakla yetkili olmak üzere verdiği vekaletnamenin metin kısmına çek karnesi almaya, imzalamaya sözcüklerinin de sıkıştırıldığını, Ziraat Bankasının da müvekkili adına olan çek hesabına dayalı olarak çek karnesi düzenleyerek …’a teslim ettiğini, davalı şirketin …’ın almış olduğu mallara karşılık veya teminat olarak ondan aldığı çeklerin yerine daha teminatlı gördüğü müvekkili adına olan çek karnesinden … tarafından keşideci yeri imzalanmış ve … tarafından ciro edilmiş çekleri kullandığını, müvekkilinin bu işlemlerden ve çeklerden haberinin olmadığını belirterek, henüz icraya konulmayan davalı yedinde bulunan çeklerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/639 ve mahkemenin 2007/637 Esas sayılı dava dosyalarında da asıl davadaki aynı iddiaları ileri sürerek icra takibine konu edilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, mahkeme dosyasına ve birleşen dava dosyalarına sunduğu cevap dilekçelerinde, vekilin çek imzalamaya yetkisinin bulunduğunu, davacının verdiği vekaletin B.K.nun 388.maddesi hükmüne uygun olduğunu, davacının durumu açıkça bildiği halde kötüniyetli olarak davaları açtığını bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı … tarafından oğlu …’a verilen … 20.Noterliğinin 12.3.2007 tarih, 6476 yevmiye nolu vekaletnamesinde sadece “çek karnesi almaya, imzalamaya yetkisinin bulunduğu, vekaletnamede kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin verilmediği, … ile oğlu … arasında ticari temsil ilişkisinin de bulunmadığı gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davaların kabulüne, davacının kötüniyet tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığa konu 12.3.2007 tarihli … 20.Noterliğince düzenlenen vekil eden davacı tarafından vekil olan dava dışı oğlu …’a verilen vekaletnamede “… tüm belgeleri, taahhütnameleri, borç senetlerini, muvafakatnameleri imzalamaya, çek karnesi olmaya, imzalamaya şeklinde geniş yetkiler verildiği görülmektedir.
Temyiz aşamasında sunulan … 20.Noterliğinin 24.5.2007 ve 29.5.2007 tarihli davacı tarafından …’a verilen vekaletnamelerde “… kambiyo taahhüdünde bulunmaya, çek imzalamaya…” şeklinde yetkiler içerdiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece vekil …’ın vekil eden davacı … adına çek imzalama konusunda vekaletnamede özel yetki bulunduğunun kabulü gerekir. Bu yönler gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 750.00.-TL.duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.