Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/5822 E. 2010/8888 K. 14.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5822
KARAR NO : 2010/8888
KARAR TARİHİ : 14.07.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit (senet iptali) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında 200.000.-USD bedelli bonoya istinaden icra takibi yaptığı, söz konusu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalıyı tanımadığını, aralarında ticari bir münasebetin bulunmadığını, sosyal ve ekonomik düzey olarak davalının böyle bir parayı müvekkiline verecek durumda olmadığını, müvekkilinin okuma-yazma dahi bilmediğini, senetteki imzanın müvekkiline ait olduğu kabul edilse dahi bazı zirai işlemler sırasında hile veya esaslı hata sonucunda alınmış olabileceği belirtilerek bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetli takip yapan davalının % 40 oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından … İcra Mahkemesine takibin iptali istemiyle başvurduğunu, bu nedenle menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hile iddiası nedeniyle dinlenen tanıkların beyanlarından davalının herhangi bir işi ve geliri olmadığı, 25-30 yıl önce tarlasını satarak …’a yerleştiği, taraflar arasında 200.000.-USD’lik ticaret yapmalarını gerektiren herhangi bir nedenin bulunmadığı, davacının davalıdan bu şekilde bir borç para almasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı belirtilerek davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, % 40 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, tedbirin devamına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun sahte olarak tanzim edilmesinden dolayı davalı hakkında verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 6.Ceza Dairesi tarafından bozulmasından sonra bozmaya uyan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin Adli Tıp Kurumundan aldığı raporda; senedin evvelce imza içeren başka bir belgeden yararlanılarak oluşturulduğuna dair bulgu saptanmadığı, imzanın senede hangi koşullarda ve ne zaman atıldığının mevcut bulgularla tespit edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda HUMK’un 288 ve 290’ıncı maddeleri uyarınca, davacı tarafa usulüne uygun delillerle senedin bedelsizliğini ispat imkânı tanınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 750.00.-TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.