Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/5841 E. 2010/14736 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5841
KARAR NO : 2010/14736
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 17.12.2009
No : 94-719

Davacı tarafından … olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelemesi talebinde bulunan vekili, matbaacılık sektöründe faaliyette bulunan müvekkili şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanması halinde borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi kök ve ek raporlarına göre dilekçi şirketin borca batık olduğunun anlaşıldığı, ancak bilançolarla yevmiye defterleri arasında uyumun sağlanamadığının ve iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığının ifade edildiğini, bu raporlara itibar edilerek iflasın ertelenmesi isteminin reddi gerektiği belirtilerek, şirketin iflasına hükmedilmiş, karar dilekçi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda, borca batıklığın rayiç değerlere göre belirlenmesi gerektiği, ancak dilekçi şirket vekili tarafından aktiflerin rayiç değerlerini gösterir belgeler sunulmadığı, bilançodaki değerler ile envanterdeki değerlerin farklı olması nedeniyle bilançodaki kayıtlar esas alınarak yapılan belirlemeye göre şirketin borca batık bulunduğu, iyileştirme projesinde ise somut tedbirlerin öngörülmediği belirtilmiş olup, ek raporda da bu görüş tekrarlanmıştır. Mahkemece bu raporlar hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsına karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, şirketlerin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilirkişilerce tespit edilecek gerçek veriler dikkate alınarak şirketin borca batıklık bilançosunun yeniden düzenlenmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden ve dolayısıyla usulüne uygun şekilde borca batıklık saptanmadan, bilanço değerleri üzerinden yapılan borca batıklık konusundaki değerlendirmeye itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçi şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 23.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.