YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6880
KARAR NO : 2010/14470
KARAR TARİHİ : 16.12.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 21.12.2009
Nosu : 670-1019
Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davalı, davacı hakkında 4.11.2004 tarihli kira sözleşmesine istinaden kira alacağının tahsili için icra takibi yapmış davacı önce takibe ve borca itiraz etmiş, daha sonra menfi tespit ve istirdat davası açma hakkı saklı kalmak kaydı ile itirazından vazgeçerek davalıya borçlu olmadığını, davalının kira alacağı için fatura düzenlemediğini belirterek iş bu davayı açmıştır.
Davalı vekili, davacının önce itiraz edip daha sonra itirazından feragat ettiğini, bu nedenle borcu kabul eden davacının menfi tespit istirdat davası açamayacağını,, sözleşmede kira akdinin başlangıcının 1.9.2003 olarak gösterildiğini, davacının SKK’ya yazdığı 5.9.2006 tarihli yazıda 1.9.2003 tarihli kira akdi ile mecurda kiracı olduğunu ikrar ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu, davalının davaya konu 2003 yılı kira parası için fatura düzenleyip davacıya tebliğ ederek istemde bulunma hakkı saklı kalmak üzere davanın menfi tespit istemi yönünden kabulüne, davacının kötüniyet tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesine eklediği 11.7.2008 tarihli protokol ile taraflar arasındaki dava ve takiplerin sonuçlandırıldığını, davayı takip etmedikleri için bu protokolün kendilerinin yargılama sırasında sunamadığını, davacının da protokole rağmen davaya devam ettiğini belirtmiştir.
Davalı tarafından ibraz edilen 11.7.2008 tarihli Sulh protokolünün hükümleri birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili, Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 825.00.-TL.duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.