YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6962
KARAR NO : 2010/11230
KARAR TARİHİ : 13.10.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, 2007 yılında kurulan şirketin diğer aile şirketlerinin ve işlemlerinin borcunu üstlenmesi nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanması halinde borca batıklıktan kurtulabileceğini belirterek iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonucunda, iyileştirme projesinde öngörülmesine rağmen şirket ortaklarının mal varlıklarından şirket kasasına nakit akışı sağlanmadığı, şirkete yeni ortak alınması suretiyle sermaye girişi ve nakit akışının gerçekleştirilemediği, iflas erteleme talebinde bulunulmasından kararın verildiği ana kadar geçen iki buçuk yıllık sürede borçların azaltılamadığı, banka borçlarının ödenmesine öncelik verilirken diğer alacaklılara ve kamu kuruluşlarına olan borçların ödenmesinde gerekli hassasiyetin gösterilmemesi nedeniyle alacaklılara eşit muamele yapılmadığı, şirketin kuruluş aşamasında taahhüt ettikleri sermayenin 3/4’ü olan 375.000.-TL.yi ödemedikleri belirtilerek iflas erteleme isteminin reddine, şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm iflas erteleme talebinde bulunan şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şirketin borca batık olmadığı belirtilmiş olduğu hâlde mahkemece dilekçi şirketin iflâsına hükmedilmiştir.
İflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu amaçla, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan, konusunda uzman yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden varsayımlara dayalı olarak borca batıklık konusunda bir sonuca ulaşılması doğru değildir.
2-İflâsın ertelenmesi gibi kapsamlı ve çeşitli uzmanlık alanlarına ilgilendiren bir yargılamada, işin mahiyeti ve ihtisas alanları da gözetilerek konusunda uzman en az üç kişilik bir heyetten rapor alınması gerekli olup, sadece hukukçu bilirkişiden rapor alınması yeterli değildir.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak öncelikle konusunda uzman bir heyetten yeniden rapor alınmalı ve özellikle dilekçi şirketin rayiç değerler esas alınmak suretiyle yeniden oluşturulacak bilançosuna göre borca batık olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık olmadığının tespiti hâlinde şirketin iflâsına değil, iflâsın ertelenmesi talebinin reddine karar verilmelidir. Şirketin borca batık olduğunun tespiti hâlinde ise ortakların sermaye koyma borçlarını yerine getirmemeleri durumunda iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı sonucuna varılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır. Bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle iflâsın ertelenmesi talebinde bulunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 13.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.