YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7084
KARAR NO : 2010/8786
KARAR TARİHİ : 12.07.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı …’in davalı banka ile akdettiği 5.10.1998 tarih, 544 Sayılı Tarımsal Kredi Sözleşmesinin 15.000.000.000.-TL.tutarına müteselsil kefil olduklarını, davacılardan …’nin ayrıca taşınmazı üzerinde davalı banka lehine ipotek de tesis ettiğini, bu kredi borcunun 1999 yılında tüm semereleriyle ödenip kredinin kapatıldığını, davalı banka tarafından müvekkilleri aleyhine takip başlatıldığını, yaptıkları araştırmada davacıların kefili oldukları borç tamamen ödendiği halde banka ile … arasında ve yeni kefilleri ile 20.10.1999 tarihli 832 nolu yeni kredi sözleşmesi imzalandığının ve bu kredi için de ipotek tesis edildiğinin öğrenildiğini iki sözleşmenin bağımsız sözleşmeler olduğunu belirterek davacıların davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankaca sözleşme hükümlerinin uygulandığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne, davacıların 20.10.1994 tarihli 832 nolu kredi sözleşmesinden dolayı davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizin 22.6.2006 tarihli kararıyla davacı tarafa dava değerinin açıklattırılması ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılamada, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle dava dışı asıl borçlunun 60.646.86.-TL.borçlu olduğu davacılardan …’nin kefalet limitinin 15.000.-TL. Olup, ayrıca taşınmazı üzerinde 45.000.-TL.lik ipotek tesis ettiği, bu nedenle asıl borçlu gibi, sorumlu olduğu, davacılardan Kadir’in ise kefalet limitinin 15.000.-TL.olup, takipten önce temerrüde düşürülmediği için sorumluluğunun takipten başlayacağı ve kefalet limitiyle sınırlı olacağı gerekçeleriyle davacı … …’nın açtığı davanın reddine, davacı …’nın açtığı davanın kısmen kabulüne, her iki sözleşmeden dolayı sorumluluğu takipten başlamak üzere ve takip tarihi itibariyle 15.000.-TL.den borçlu bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, davanın temelini oluşturan icra takibinde davalı banka tarafından 1998 ve 1999 tarihli iki ayrı Tarımsal Kredi Sözleşmesine dayanılmıştır. Davacılar bu sözleşmelerden 1998 tarihli olanını müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları halde 1999 tarihli Tarımsal Kredi Sözleşmesine imza koymamışlardır. Hernekadar davacıların imzasının bulunduğu 5.10.1998 tarihli Tarımsal Krediler Genel Sözleşmesinin 4.1.maddesinde; “banka, bu sözleşmede yer alan hükümler dahilinde bir veya birden fazla kredi hesabı açmaya, kredi hesaplarının limitlerini azaltma veya çoğaltmaya, bakiyesi sıfıra inen kredi hesaplarını yeniden çalıştırmaya, kredi lehtarına ait hesaplar arasında virman yapmaya, mevcut kredi hesaplarını kapatarak dilediği miktarlarda yeni kredi hesapları açmaya veya dilediği diğer şekillerde kredi kullandırmaya kayıtsız şartsız yetkilidir” hükmü yer almaktaysa da kullandırılan kredinin 1998 tarihli bu sözleşmeye dayanılarak mı ya da 1999 tarihli sözleşme nedeniyle mi kullandırıldığı hususu açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bozmadan sonra alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi içermediği gibi, Yargıtay denetimine elverişli değildir. Bu durumda mahkemece, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine banka kayıtları üzerinde yeniden inceleme yaptırılarak dava konusu kredinin takipte dayanılan 1998 ve 1999 tarihli tarımsal amaçlı genel kredi sözleşmelerinden hangisinin kapsamı içinde kullandırılmış olduğunun öncelikle saptanması, 1998 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında olduğunun belirlenmesi halinde anılan sözleşmenin 4.1. maddesi hükmü de gözetilerek cari hesap şeklinde işleyen genel kredi sözleşmelerinde borcun bu tarihte sıfırlanmasının kefaleti sona erdirmeyeceği hususundaki kural uyarınca kefillerin kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarıyla sınırlı sorumlu oldukları da dikkate alınarak dava tarihi itibariyle borçluluk durumunun belirlenmesi, kullandırılan kredinin 1999 tarihli sözleşme kapsamında kaldığının tespit edilmesi halinde ise davacıların bu sözleşmeye kefaletlerinin bulunmaması nedeniyle kefalete dayalı sorumluluklarından söz edilemeyeceği gözetilerek, menfi tespit davalarında borçlu olunan miktarın tespitine değil, borçlu olunmayan miktarın tespitine şeklinde hüküm kurulması gereği de gözönünde tutularak bütün deliller birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.