YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7174
KARAR NO : 2011/2874
KARAR TARİHİ : 07.03.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı …. arasında 04.05.2006 tarihli 50.000.-YTL. ve 11.05.2007 tarihli 50.000.-TL. bedelli Genel Kredi Taahhütnameleri’nin düzenlendiğini, davalı …’ın 11.05.2007 tarihli sözleşmede davalı …’nun her iki sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek davalı …’ın borca itirazının iptaliyle bu davalı yönünden takibin 50.000.-YTL.asıl alacak ve buna ilaveten hesaplanacak faizi ve % 5 oranında BSMV ve diğer fer’iler yönünden devamına, davalı … yönünden ise takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin kefaleti bulunan sözleşmeler uyarınca dava dışı Yüksel Sağıroğlu’na 7.000.-YTL.tutarında kredi kullandırıldığını, adı geçenin kredi borcunu 25.08.2008 tarihinde ödediğini, aynı borçlunun 2007 yılının 7 veya 8.aylarında davacı bankadan üçüncü bir kredi daha kullandığını, ancak bu kredinin kefillerinin dava dışı kişiler olup davacı bankanın bu krediyle ilgili ayrı bir takip başlattığını, öte yandan müvekkillerinden …’ın sadece 11.05.2007 tarihli sözleşmede imzası bulunmasına rağmen her iki krediden sorumluymuş gibi hakkında takip yapılmasının doğru olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı banka ile dava dışı …… arasında 04.05.2006 tarihli ve 11.05.2007 tarihli kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalı …’ın 11.05.2007 tarihli, davalı …’nun ise her iki sözleşmede kefaletinin bulunduğu, 04.05.2006 tarihli sözleşme ile asıl borçluya 6.000.-Tl.ve 11.05.2007 tarihli sözleşme ile de 7.000.-TL.lik kredi kullandırıldığı ve asıl borçlunun bu kredileri ödediği, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu ile 26.06.2007 tarihli kefili dava dışı …… olan üçüncü bir kredi sözleşmesini düzenlemiş ise de davalıların kefaleti bulunan sözleşmelerin belirsiz süreli sözleşme olup, borç ödenmiş olsa bile kefaletten rücu talebinin yazılı olarak davacı bankaya bildirilmediği, bu nedenle davalıların üçüncü kredi sözleşmesi nedeniyle ilk iki kredideki kefalet limitleri ile sorumlu bulundukları, davacı bankanın talebinde kısmen haklı olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne ve davalıların % 40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, Genel Kredi Taahhütnamesi’ne dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ….. arasında üç adet Genel Kredi Taahhütnamesi düzenlendiği, davalı …’nun hem 04.05.2006 tarihli sözleşmede hem de 11.05.2007 tarihli sözleşmede, davalı …’ın ise sadece 11.05.2007 tarihli sözleşmede kefil olarak imzalarının bulunduğu, 26.07.2007 tarihli sözleşmede ise davalıların imzalarının bulunmadığı, kefil olarak bu sözleşmeyi dava dışı……’ın imzaladığı anlaşılmıştır. Yaptırılan bilirkiş iincelemesinde de davalıların kefil oldukları sözleşmeler uyarınca asıl borçluya kullandırılan kredi borçlarının ödendiği ve bu kredilerden dolayı borç kalmadığından hesabın kapatıldığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece davalıların kefili olduğu sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredi borçlarının ödenerek hesabın kapatıldığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.