Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7226 E. 2010/11231 K. 13.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7226
KARAR NO : 2010/11231
KARAR TARİHİ : 13.10.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, müvekkilinin hafriyat, lojistik, kurtarma, inşaat malzemeleri ticareti ile iştigal ettiğini, ekonomik krizden dolayı mali yapısının bozularak borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerle şirketin borca batıklıktan kurtulabileceğini belirterek iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iflasın ertelenmesini talep eden şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı bulunduğunun bilirkişi raporlarıyla anlaşıldığı belirtilerek, şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahil … Finansal Kiralama A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi birinci ve ikinci ek raporlarında; şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesine eklenen sözleşmelere göre projenin ciddi ve inandırıcı bulunduğu, on üç ayda borca batıklıktan çıkabileceği, şirketin ortaklardan 112.220 TL alacaklı olduğu, kasa hesabında görünen 12.765. TL’nin kasada bulunmadığı, bilançoda kayıtlı 164.741 TL değerindeki malzemenin gerçek değerinin 1.000. TL olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak iflâsın ertelenmesine karar verilmiştir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında;
a- Kasa hesabında görünen 12.765. TL’nin kasada bulunmaması ve bilançoda kayıtlı 164.741 TL değerindeki malzemenin gerçek değerinin 1.000. TL olması karşısında iflâsın ertelenmesi talebinde bulunan şirketin iyiniyetli sayılamayacağı sonucuna varılmalıdır.
b- Şirketin ortaklardan 112.220 TL alacaklı olması nedeniyle iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı kabul edilemeyeceği dikkate alınmalıdır.
c- İflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu amaçla, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan, konusunda uzman yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden varsayımlara dayalı olarak borca batıklık konusunda bir sonuca ulaşılması doğru değildir. Bu çerçevede; şirkete ait araçlarının değerinin ruhsat bilgileri esas alınmak suretiyle hesaplanması, rayiç değerleri 498.000. TL olarak belirlenen araçların kıymetinin leasingli olduğu belirtilerek, ayrıntılı ve gerekçeli bir açıklama da yapılmaksızın borca batıklık bilançosunda 242.000. TL olarak gösterilmesi doğru değildir.
ç- İyileştirme projesinde şirketin en önemli eksikliğinin işletme sermayesi olduğu anlaşılmasına rağmen, şirkete yeni ortak alınması, sermaye artırımı ya dış kaynak sağlanması gibi somut tedbirler öngörülmemiş, iflâs erteleme süresi içinde oluşturulacak işletme sermayesi ile şirketin ıslah edilmesi plânlanmıştır. Mahkemece, genel ve soyut nitelikteki, gerekçeleri de Yargıtay denetimine elverişli şekilde açıklanmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek söz konusu projenin ciddi ve inandırıcı olduğunun kabulü suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2- İflâsın ertelenmesi talebinde bulunan şirket, … Ticaret Sicili Memurluğuna kayıtlı olduğu hâlde, iflâsın ertelenmesi talebinin ilân metninde, hükümde ve hükmün ilânına ilişkin metinde, Tarsus Ticaret Sicili Memurluğuna kayıtlı olduğunun yazılması usul ve yasaya uygun değildir.
3- Son üç aylık kayyım raporlarında; şirketin gelir ve giderlerinin birbirine yakın olduğu, ödeme plânına geçilemeyeceği, işletme sermayesinin oluşumunun uzunca bir zaman alacağı belirtilmiş olup, bu tespitlerin de bilirkişi marifetiyle incelenip, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 13.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.