Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7369 E. 2011/2344 K. 23.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7369
KARAR NO : 2011/2344
KARAR TARİHİ : 23.02.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 08.07.2009
Nosu : 229-336

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, 15.02.2008 vade tarihli, 20.000,00 YTL bedelli senette dava dışı …’ın asıl borçlu, müvekkilinin kefil, davalının ise alacaklı olarak gözüktüğünü, asıl borçlu dava dışı … hakkında mahkemece verilmiş kısıtlılık kararı bulunduğunu, anılan dava dışı asıl borçlunun borçlanma ehliyeti olmadığından müvekkilinin de sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek müvekkilinin senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kefil sıfatı ile senedi imzaladığı aval veren durumunda olduğu, senet keşidecisi dava dışı Nevzal Eralp’in senedin tanzim tarihi itibarıyla vesayet altında bulunduğu, temyiz kudretine sahip olmadığı, hukuki muamele ehliyetinin bulunmadığı, senedin bu nedenle geçersiz olduğu, TTK’nun 614/1 maddesi gereğince aval verenin, lehine taahhüt altına girdiği kişi gibi sorumlu olduğundan aval veren davacı yönünden de senedin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Muhatap veya keşidecinin imzaları müstesna olmak üzere kambiyo senedinin önyüzüne konan her imza TTK’nun m. 690/3 yollaması ile TTK’nun m. 613/3. hükmünce bonolarda da aval şerhi sayılacağından, dava konusu bononun önyüzündeki dava dışı borçlu … imzası dışındaki davacıya ait TTK’nun 613/son hükmünce keşideci(dava dışı borçlu) için verilmiş ve şekil bakımından asıl borca bağlı olmakla birlikte TTK’nun m. 689 anlamında tamamen müstakil bir kambiyo taahhüdü olan aval niteliğindedir. Aval ile kefaleti birbirinden ayırmak gereklidir. Kefalet fer’i nitelikte olmasına rağmen , aval bağımsız ve asli bir nitelik taşır. Aval veren, lehine aval verenin ileri sürebileceği ve senedin şekline ilişkin olanlardan başka geçersizlik sebeplerini def’i veya itiraz olarak alacaklıya karşı ileri süremez. Oysa kefil, asıl borçluya ait kişisel def’ilerden yararlanabilir. Kefaletin, mutlaka asıl borç senedi üzerinde gösterilmesine lüzum olmadığı halde aval şerhinin mutlaka poliçe, bono veya alonj üzerine yazılı olması gerekir. Bono üzerine ” kefil” ibaresi konsa dahi bu aval olarak nitelendirilir ve aval veren bononun diğer borçlusu ile müteselsil olarak sorumlu olur (TTK. 614). TTK’nun 636. Maddesi hükmü gereğince kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk esas olduğundan bu tür senetlerde imzası olan herkes hamile karşı müteselsilen sorumludur. Aval veren kimsenin temin ettiği borç, kambiyo senedi ile borçlanma ehliyeti bulunmayan bir kimse lehine, uydurma bir kimse lehine ya da imzası tahrif edilmiş veya imzası kendisini ilzam etmeyen bir kimse lehine verilmiş avallerde olduğu gibi şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi, aval verenin taahhüdü, kambiyo taahhütlerindeki imzaların istiklaline ilişkin TTK’nun m. 589 hükmünün tekrarı niteliğindeki TTK’nun m.614/2 hükmünce muteberdir(Bkz. Prof.Dr. N. Kınacıoğlu, Kıymetli Evrak Hukuku 1987 baskı Sh:245 vd; Prof. Dr. F. Öztan Kıymetli evrak hukuku 2. Baskı Sh: 394,414, 465, 811,812,834; Prof. Dr. Hayri Domaniç, Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, TTK. Şerhi, Sh: 225,226).
Bu durumda davaya konu bono üzerinde imzası bulunan dava dışı keşidecinin kambiyo senedi ile borçlanma ehliyeti bulunmadığından dolayı sorumlu tutulamamasının davacı avalistin sorumluluğuna etkili olmadığı gözetilerek davacının davasının reddi gerekirken, aksine düşüncelerle kabulünde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.