Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7714 E. 2010/11999 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7714
KARAR NO : 2010/11999
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi

Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkili şirketin 6.12.1999 tarihinde unvan değişikliği yaparak şimdiki adını aldığını ve ilk kuruluşunda şirketi davacı … temsil etmekte iken unvan değişikliği ile …., …. ve …’tan ikisinin müşterek imzaları ile şirketi temsile yetkili kılındığı, davacı … tarafından ilk kuruluş aşamasında açık olarak keşide edilen çeklerin unvan değişikliğinden önce şirket ortağı olan davalı … tarafından şirket işlerinde kullanıldığı adı geçen davalının şirketten ayrılırken dava konusu çek yaprağını yanında götürdüğünün sonradan anlaşıldığı çekin üzerinde yazılı olan tarihte …’ın şirketi temsile yetkili olmadığı ve çekin hamili olan diğer davalı …’nun meşru hamil olmayıp, bu kişinin kötüniyetle çeki elinde bulundurduğunu belirterek bu çek nedeni ile müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … çekin meşru hamili olduğunu, ciro yolu ile çeki iktisap ettiğini, keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmelerinin mümkün olmadığını, ayrıca davacı …’ın davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Aynı mahkemede davacı … tarafından hasımsız olarak açılan çek iptaline ilişkin davanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı …’ın dava konusu çeki diğer davacı şirket adına imzaladığı temsilen yapılan işlemlerde hak ve borçların temsil olunana ait olması nedeni ile dava ve birleştirilmesine karar verilen davada aktif husumet ehliyeti olmadığı, çek hamili davalı …’nun dava konusu çeki diğer davalı … ile el ve işbirliği yaparak kötüniyetli olarak elde ettiği yolundaki davacı iddiasının usulen kanıtlanamadığı, bu konuda davalılar … ve … hakkında açılan ceza davasının zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırılmasına karar verildiği gerekçesiyle asıl davanın ve birleştirilmesine karar verilen davanın davacı … yönünden aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davacı şirket tarafından açılan asıl dava olan menfi tespit davasının davalı … yönünden reddine, diğer davalı … yönünden ise, gerekçe bölümünde “ilk karar davalı … tarafından temyiz edilmediğinden bu davalı yönünden hüküm kesinleşmiş davacı yararına usulü kazanılmış hak doğurduğu, ancak bozulmakla ortadan kaldırılan hüküm sonrasında tesis edilecek yeni hükümde yargılamaya konu
edilmeksizin hüküm kısmında yeniden yazılması gerektiği görülmüştür.” denilmiş ise de, hüküm kısmının 4.maddesinde bu davalı yönünden davacı … tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleştirilmesine karar verilen davacısı olan … tarafından temyiz edilmiştir. Bozmadan önce bu davalı hakkında davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm adı geçen davalı tarafından temyiz edilmediği ve usuli kazanılmış hak teşkil ettiğinden kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl ve birleştirilmesine karar verilen davanın davacısı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı …’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece verilen 28.4.2005 gün, 2005/586-523 sayılı kararda, davanın davalı … yönünden de kabulüne karar verilmiş, adı geçen davalı hükmü temyiz etmediği için bu davalı yönünden verilen karar kesinleştiği halde, mahkemece Dairemizin 8.5.2006 gün, 2005/8149-2006/5048 sayılı bozma ilamına uyularak yeniden oluşturulan 7.5.2009 gün, 2007/228-2009/140 sayılı temyize konu kararında, davanın davalı … yönünden reddi doğru değildir. Ayrıca mahkemece, davanın aktif husumet nedeni ile reddedildiği halde karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2.maddesi uyarınca davacı … aleyhine maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmediği gibi, başvurma harcı ve red harcı dışında kalan bakiye harcın davacı tarafa iade edilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı …’ın diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün adı geçen davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.