Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7742 E. 2011/2616 K. 01.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7742
KARAR NO : 2011/2616
KARAR TARİHİ : 01.03.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Asıl davada; davacı vekili, müvekkilinin almış olduğu ihale gereği köprü inşaatı için kullanılacak hazır beton konusunda davalıdan 08.09.2003 tarihinde yazılı teklif aldığını, teklifte belirlenen fiyatlardan indirim yapılacağı konusunda davalı şirket yetkilisi ile sözlü anlaşmaya varıldığını, buna rağmen teslim edilen hazın betonun yazılı teklif edilen fiyatlar üzerinden faturalandırıldığını, avans mahiyetinde çekler verildiğini, davalı şirketin müvekkili aleyhine 15.02.2004 keşide tarihli 40.000.-TL meblağlı çekten dolayı icra takibine giriştiğini, takip dosyasına fazladan ödeme yapmak zorunda kalındığını ileri sürerek icra dosyasına 19.555.-TL borçlu olmadıklarının tespitine, ödenmek zorunda kalınan anılan meblağın istirdadına, ve %40 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında yazılı teklif edilen fiyatlar üzerinden hazır beton alım satımının gerçekleştiğini, sevk irsaliyesi ve faturaların davalıya tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, teklif edilen fiyatların indirilmesi konusunda yanlar arasında sözlü anlaşma bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen 2004/357 esas sayılı davada; davacı vekili, davalı şirkete hazır beton satıldığını, yazılı teklif edilen fiatlar üzerinden teslim edilen emtianın faturalandırıldığını, bir kısım alacağın çek verilerek ödendiğini, cari hesaptan kaynaklanan bir kısım borcun ise ödenmediğini, bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz ettiğini, takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre, asıl dava yönünden, davacının yazılı teklif dışında ayrıca sözlü anlaşma ile teklif edilen fiyatların indirildiği iddiasını kanıtlayamadığı, davacının yemin teklifi üzerine davalı şirket yetkilisince yemin eda edildiği, birleşen dava yönünden ise, davacının faturalandırdığı malı davalıya teslim ettiği, tarafların birbirini doğrulayan ticari defter kayıtlarında davacının 5.162.62.-TL alacaklı gözüktüğü, yargılama sırasında davalı (asıl davanın davacısı) şirketin Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.01.2008 tarih, 2007/390-2008/14 Esas Karar sayılı kararı ile iflasına karar verildiği, birleşen davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü, buna göre davacının takip tarihinden iflas tarihine kadar talep edebileceği avans faizi ile birlikte toplam 11.839.15.-TL davalı yandan alacağının bulunduğu gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, 11.839,15.-TL’nin davacı alacağı olarak iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı (birleşen dava) davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl dava yönünden davacı birleşen davanın davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Birleşen dava, kayıt kabul istemine ilişkindir. Mahkeme kararı davalı/davacı vekiline 17.05.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, 10 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 31.05.2010 tarihinde davalı/davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Kararda temyiz süresinin 15 gün yazılması yasal süreyi değiştirmez. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl dava yönünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile asıl davadaki hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen dava yönünden davalı vekilinin temyiz isteminin süreden reddine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 01.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.