YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7927
KARAR NO : 2011/3120
KARAR TARİHİ : 10.03.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin dava dışı … Eczanesinin sahibi Betül …’a ilaç sattığını, ancak adı geçenin eczanedeki ilaçları devrederek eczaneyi kapattığını, davalıların imzaladıkları kefalet sözleşmesi ile eczane ve eczacıya kefil olduklarını, bu nedenle borçtan sorumlu olduklarını, müvekkili şirketin alacağının tahsili için girişilen icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, kefalet akdinin Borçlar Kanunu’nda belirtilen şartları taşımadığını, sözleşmede kefillerin sorumlu olacağı miktarın gösterilmediğini, ayrıca müvekkili … lehine düzenlenen taahhütnamedir başlıklı belge ile bu davalının kefilliğinin B.K.nun 493.maddesi anlamında mahdut zaman için kefalet hükümlerine tabi kılındığını, bu nedenle süreli kefaletler bakımından icra ve dava açma zamanının geçirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere, asıl ve ek bilirkişi raporuna göre takip ve dava dayanağı sözleşmenin 5.maddesindeki hüküm uyarınca geçerli bir kefaletin bulunduğu, davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerinden davacının takip tarihi itibariyle dava dışı Betül …’dan alacaklı olduğu, davalıların takiple temerrüde düştükleri, icra inkar tazminatının şartlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
B.K.nun 484.maddesi gereğince kefalet akdinin geçerliliği sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasına bağlıdır. Kefaletin geçerliliği yönünden 12.4.1944 tarih, 14/13 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının da dikkate alınması gerekir. Sözü edilen kararda “kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senetten böyle bir miktarın anlaşılıp anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden gözönüne alınması gerektiği”ne değinilmiştir. Buna göre, kefalet sözleşmesinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyeti anlaşılabiliyorsa sözleşmenin geçerli olacağı kuşkusuzdur. Somut olayda davalıların kefil olarak imzaladıkları, satım sözleşmesinin 5.maddesinde kabulün aksine kefillerin sorumlu olduğu miktar açıkça belirtilmemiştir. Bu durumda kefaletin geçerli olmadığı gözden kaçırılarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.