Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/8193 E. 2011/3049 K. 09.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8193
KARAR NO : 2011/3049
KARAR TARİHİ : 09.03.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıların murisi Mehmet Kozulcalı’nın borçlu olduğu bononun takibe koyulduğunu, davalıların imza itirazı üzerine İcra Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonunda imzanın borçluya ait olduğu ispatlanamadığından itiraz kabul edilerek takibin iptal edildiğini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedildiğini, imzası inkar edilmemiş belgenin kesin delil olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesi kararının kesin olmadığını belirterek 65.430.-TL.nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, bonodaki imzanın murise ait olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu ile ilgili İhtisas Dairesinden alınan rapor bulunduğunu, davacının işsizlik parası ile geçindiğini, murisin ise bir çok malı mülkü olduğundan davacıdan borç almasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, murisin borç aldığı belirtilen tarihte mal varlığında hiçbir artış olmadığını, senedin vadesinin 2003 olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, davacının yemin deliline başvurmadığı, davacının davasını başka delille de ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı yan davaya konu bonodaki imzanın murisleri Mehmet Kozulcalı’ya ait olmadığını savunmuşlardır.
Mahkemece anılan bu savunma doğrultusunda dosya içerisine Burdur İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/17 karar sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan rapor celp edilmiş, bu raporda “Gerek inceleme konusu senette Mehmet Kozulcalı adına atfen atılmış borçlu imzalarının gerekse adı geçen şahsın mukayese olarak gönderilen imzalarının teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, buklelerden ibaret basit tersimli imzalar olmaları nedeniyle aidiyetinin ve bu meyanda sorulduğu üzere Mehmet Kozulcalı’nın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği” denilmiştir. Mahkemece Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyesi olan 3 kişilik kuruldan oluşan 10.02.2009 tarihli rapor alınmış, bu raporda ise “18.01.1978 tarih ve 6 sayılı Meclis Karar Kağıdının 3. sayfasında yer alan el yazıları dava konusu senet üzerindeki el yazılarının harf ve örgü şekillerine uymaktadır……Bu nedenle önde yer alan tanzim el yazılarının da muhtemelen …..tarafından tanzim olunarak imzalandığı görüşündeyiz. Dava konusu imzaların pul dışında atılı olanı ile, 18.01.1978 tarih ve 6 sayılı Meclis Karar Kağıdının 3. sayfasındaki örnek imza, gerek örgü şekli, gerek istiflenişleri, gerek meyil ve istikametleri, gerek örgü ortasını kesen hafif konveks ve kararlı kısa çizgi şekli ve gerekse örgünün alt ve üst seri noktalanış biçimi ile birbirlerine birebir uymaktadır.” denilmiş, aynı raporun sonuç kısmında ise, “Yukarıdaki görüşlerimizin birer kanaat olmaları hasebiyle el yazıları üzerindeki incelemenin ( ayrıca imza incelemelerinin de ) bir kere de ( optik tarayıcılara ve tekniğe sahip olan ) İstanbul Polis Laboratuvarında görülmesini ayrıca görüş ve tensiplerinize arz ederiz“ denilmiştir. Söz konusu bu rapor üzerine mahkemece İstanbul Polis Laboratuvarın’dan rapor alması gerekirken tek kişiden oluşan Mehmet Tatlı’dan 08.11.2009 tarihli rapor alınmış, bu raporda ise, icra mahkemesince alınan rapor adli tıp raporunda belirtilen görüş gibi, “…inceleme konusu imzaların kişilere atfedilebilecek karakteristik hususiyetleri ihtiva etmeyen herkes tarafından kolaylıkla tersim edilebilecek basit tersimli imzalar olması sebebiyle isteminiz doğrultusunda müspet veya menfi herhangi bir kanaat beyanında bulunulabilmesi mümkün olamadığı” bildirilmiştir.
Yapılan bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere bilirkişi raporları arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş 10.02.2009 tarihli raporda belirtildiği şekilde İstanbul Polis Laboratuvarından 3 kişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.