YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8285
KARAR NO : 2011/3773
KARAR TARİHİ : 23.03.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin Kredi Genel Sözleşmesi’ne istinaden 140.000.-TL.kredi kullandığını, davalının ihtarname ile kredi hesabını kestiğini ve borcun 1 gün içinde kapatılmasını talep ettiğini, daha sonra müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, yapılan takipte müvekkilinin yaptığı ödemelerin dikkate alınmadığını, temerrüt tarihinin yanlış belirlendiğini ve uygulanan faizin sözleşme hükümlerine aykırı hesaplandığını belirterek müvekkilinin takipte talep edilen miktarda borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kredi borcunu ödemediğini, davacının takip tarihi itibariyle 102.770.80.-TL.borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda davacının davalıya icra takip tarihi itibariyle toplam 88.530.04.-TL.borçlu olduğunun belirtildiği, davacının asıl alacak ve eklerini aşan toplam 14.260.76.-TL.borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının toplam 14.260.76.-TL.borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bankacı ve hukukçu bilirkişilerden 24.02.2009 tarihli asıl rapor, 28.07.2009 tarihli ek rapor alınmıştır. Ne varki alınan asıl ve ek rapor arasında davacı yanın borçlu olduğu miktar yönünden fahiş farklılık bulunmaktadır. Hükme esas alınan 28.07.2009 tarihi ek rapora taraf vekilleri nedenlerini göstererek itiraz etmiştir. Uyuşmazlığa konu kredi borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi işlemleri bankacılık uygulamasını ilgilendiren ve özel ve mesleki bilgi gerektiren işlemlerden olduğundan HUMK.nun 275 maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır. Bu nedenlerle mahkemece bilirkişi görüşüne başvurulmasında isabetsizlik yok ise de, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan taraf vekillerinin itirazlarını da karşılar şekilde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.