YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9233
KARAR NO : 2011/5165
KARAR TARİHİ : 18.04.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile dava dışı … arasında 30.01.2006 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, bu borcu ödemesinden sonra, davalı tarafından müvekkilinin aynı şahsın 24.11.2004 tarihli sözleşmeden kaynaklanan borcunun da kefili olduğu bildirilerek müvekkilinden icra tehdidi altında 15.600.-TL tahsil edildiğini, anılan sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını bildirerek cebri icra tehdidi altında ödenen 15.600.-TL’nin ödeme tarihinden itibaren dava konusu kredi için bankanın uyguladığı faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili banka ile imzalamış olduğu sözleşme gereğince, kefaletinden kaynaklanan borcunu kendi rızasıyla ödediğini, kredi borçlusuna rücu etmesi gerektiğini, davacının imzaladığı sözleşme gereğince, kefalet tarihinden önce kullandırılan kredilerden de kefalet limitiyle sorumlu olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre 24.11.2004 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığından bu sözleşmeden sorumlu olmadığı, davacının ticari itibarını düşünerek ödeme yapmasının icra baskısı altında yapılmış ödeme olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 15.600.-TL’nin 26.11.2008 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan istirdadına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı banka ile dava dışı … arasında düzenlenmiş olan davacının da müteselsil kefil olarak gösterildiği 24.11.2004 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar, anılan sözleşmedeki kefil imzasının davacıya ait olmadığı bilirkişi raporu ile saptanmış ise de, daha sonra yine davalı banka ile dava dışı … arasında imzalanmış olan 30.01.2006 tarihli sözleşmeyi davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı uyuşmazlık konusu değildir. 30.01.2006 tarihli
sözleşmenin 88.maddesinde 24.11.2004 tarihli sözleşmeye atıfta bulunulmuş ve yeni sözleşmenin, öncekinin eki ve ayrılmaz bir cüzü olduğu belirtildikten sonra bu yeni sözleşmede yer alan yeni ve farklı hükümlerin önceki tarihli asıl ve ek sözleşmeler için de aynen geçerli olduğu öngörülmüş, sözleşmenin 85/d.maddesinde de bu sözleşmeyi imzalamış olan müşteri ve kefilin, sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte olan veya kredili ticaret mevduat hesabının sona ermesi ve bu nedenle doğmuş ve doğacak borcunun tamamen tasfiyesi tarihine kadar geçen sürede yürürlüğe girecek Kanun, Kararname, Tüzük, Yönetmelik ve tebliğlerle Bankanın belirlediği veya belirleyeceği kurallara ve bu sözleşme içeriğine uymayı kabul edecekleri hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, açıklanan bu sözleşme hükümleri üzerinde durulup, tartışılarak davacının hakkında her hangi bir icra takibi olmadığı halde ihtirazi kayıt koymadan ödemede bulunması karşısında BK.nun 62.maddesi hükmü de irdelenerek deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.