YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9582
KARAR NO : 2010/13402
KARAR TARİHİ : 29.11.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı … ve oğlu olan dava dışı …’ın müvekkilinden borç para aldıklarını, ayrıca …’ın bir dönem müvekkili şirkette çalıştığını ve müvekkili adına yaptığı tahsilattan dolayı borcu kaldığını, anılan borçlar nedeniyle dava konusu bononun düzenlendiğini, bedelinin ödenmemesi üzerine bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu bononun zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, senedin vade tarihinin 21.8.2003 olup TTK’nun 690.maddesi yollaması ile aynı yasanın 661/1.maddesi uyarınca vadeden itibaren (3) yıl boyunca takipsiz bırakıldığı, BK’nun 66.maddesi uyarınca da (1) yıllık sürede takibe konmadığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 17.12.2009 günlü ilamıyla davalı asılın 7.5.2008 tarihinde yapılan haciz sırasında borcu kabul ettiğini ifade edip ödeme taahhüdünde bulunduğu mahkemece bu husus üzerinde durulup tartışılmadan hüküm kurmasının doğru olmadığından bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılama da, davalıya ödeme emri tebliğ edilmeden usulsüz yapılan haciz sırasında malların kaldırılmasını önlemek amacıyla açıkça borçlu olduğunu ifade eden kelime kullanmaksızın ödeme taahhüdünde bulunmasının borcun ikrarı anlamına gelmeyeceği ve davalının zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçeleriyle zamanaşımı itirazının kabulüyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Takip konusu bono zamanaşımına uğramış olup bu nedenle kambiyo hukukuna ilişkin haklarını kaybeden davacı ilamsız icra takibi yapmış bu takibe itiraz üzerine iş bu itirazın iptali davası açılmıştır.
Takibe konu bonoda davalının müteselsil kefil olduğu, ancak imzanın davalıya ait bulunup bulunmadığı üzerinde çelişkili itiraz ve savunmalarda bulunulduğu görülmektedir.
Bu durumda mahkemece HUMK’nun 75/2 maddesi hükmü gereğince davalı tarafından imzanın açıkça inkar edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulmalı, imza inkar ediliyorsa HUMK’nun 308 ve 309.maddeleri hükmü uyarınca imza incelemesi yaptırılmalı, imzanın davalı yanca kabulü ya da yaptırılacak inceleme sonucunda davalıya ait olduğunun anlaşılması halinde ise, zamanaşımına uğrayan bononun yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu ve alacağın varlığını ispat külfetinin davacı üzerinde olup alacağını tanık dahil her türlü delille ispata hakkı bulunduğu gözetilerek davacının tüm delilleri toplanarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.