Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/10110 E. 2012/485 K. 19.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10110
KARAR NO : 2012/485
KARAR TARİHİ : 19.01.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalı tarafça müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine konu bonoların müvekkili şirketin yetkilisi olmayan … tarafından imzalandığını bu nedenle bu bonolardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasında satışa sunulan menkul malların bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, …’ın davacı şirket adına kambiyo senedi düzenlemeye yetkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu bononun davacı şirket adına kambiyo senedi düzenleme yetkisi bulunmayan kişi tarafından imzalandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu lehdarı davalı, 30.06.2007 vade tarihli 500 Euro bedelli,30.07.2007 ve 30.08.2008 vade tarihli 1000’er Euro bedelli bonoların davacı şirket adına … tarafından düzenlenip imzalandığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, adı geçen kişinin davacı şirket adına kambiyo senedi düzenlemeye yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı şirket tarafından …’a, Kuşadası 1.Noterliğince düzenlenen 8.5.2006 tarihli vekaletname uyarınca, “şirketle ilgili tüm resmi ve hususi muameleleri yürütme ve bütün işlemler için şirketi temsil” konusunda açık ve kapsamlı yetki verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde anılan vekaletname içeriğine göre dava dışı …’ın ticari vekil mi, yoksa ticari mümessil mi olduğunun saptanması önem arz etmektedir. Zira, B.K.nun 453/2.maddesine göre, ticari vekil, açık yetki verilmedikçe kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı halde aynı yasanın 450/1.maddesi uyarınca, ticari mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunmak yetkisini haiz sayılır.
Yukarıda sözü edilen vekaletname kapsamına göre, bonoyu düzenleyen …’ın, davacı şirketin ticari mümessili olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda B.K.nun 450/1.maddesi uyarınca kambiyo senedi düzenleme yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur.
Her ne kadar Kuşadası 1.Noterliği’nin 5.12.2007 tarihli azilnamesi ile, adı geçen temsilcilikten azledilmiş ise de, bu azilnamenin bonoların tanzim tarihi olan 19.04.2007 tarihinden sonra olduğu ve ticaret siciline kayıt ve ilan edilmediği anlaşılmaktadır. B.K.nun 452.maddesi hükmünce; temsilci tayin edilirken tescil edilmemiş olsa bile, temsil yetkisinin geri alındığı zaman durumun ticaret siciline kaydedilmesi zorunlu olup temsil yetkisinin geri alınması, ticaret siciline kayıt ve ilan edilmedikçe bu yetki iyi niyetli üçüncü kişiler hakkında yürürlükte kalır.
Hal böyle olunca, davalı alacaklının kötü niyetli olduğu da iddia ve ispat edilmediğine göre davanın reddi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.