Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/1037 E. 2011/5383 K. 21.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1037
KARAR NO : 2011/5383
KARAR TARİHİ : 21.04.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, toptan gıda işiyle uğraşan müvekkili şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanması halinde borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek müvekkili şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 20.01.2008 tarihli bilirkişi raporunda şirketin borca batık olduğu, ancak mali durumunun düzelmesinin mümkün bulunduğu yönündeki görüş uyarınca tedbir kararı verilerek şirkete kayyım atandığı, yargılama süresince kayyım tarafından sunulan raporlara göre her geçen gün şirketin durumunun iyiye gittiği, yeni yatırımlarla iyileştirme projesinin uygulandığı, bazı borçların yapılandırılarak ödeme takvimi oluşturulduğu, şirketin alacaklıları zarara uğratmak niyetiyle hareket etmediği, şirketin işlemlerinin kayyım denetiminde olması nedeniyle iflas erteleme halinde alacaklıların durumunun daha kötüye gitmeyeceği belirtilerek şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Bilirkişi kök raporunda şirketin borca batık olduğu, 1.000.000. TL sermayeden 985.000. TL’sinin ödenmediği, iflâsın ertelenebileceği ifade edilmiş, bu rapordan sonra alınan kayyım raporları doğrultusunda mahkemece iflâs erteleme kararı verilmiştir.

Sermaye şirketinin veya kooperatifinin borca batık olması hâlinde iflâsını veya iflâsın ertelenmesini düzenleyen İcra ve İflâs Kanununun (İİK) m.179 ve Türk Ticaret Kanununun 324’üncü maddesinde bu istemin ilânına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflâsın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati göz önüne alınarak düzenlenmişse de alacaklıların menfaatleri de korunmalıdır. Bu nedenle şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve sermaye şirketinin borca batık olup olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflâsın ertelenmesi talebinin İİK’nın m.166,II hükmündeki usulle ilân edilmesi, ilân üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların sunduğu deliller de değerlendirilip erteleme koşullarının olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Bu nedenle iflâs erteleme talebinin, iflâs erteleme talebinde bulunan şirketin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ilân edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- 1.000.000. TL’lik şirket sermayesinin 985.000. TL’sinin ödenmemiş olduğu bilirkişi ve kayyım raporlarından anlaşılmakta olup, bu durumda iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Mahkemece bu yön gözetilmeden karar verilmesi isabetsizdir.
3-Yukarıda açıklandığı üzere, borca batıklığın tespiti ve iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının değerlendirilmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirmekte olup, kök rapordan sonra alınan kayyım raporları esas alınarak iflâs erteleme kararı verilmesi doğru değildir.
4-Bilirkişi olarak dosyada görev alan kişilerin daha sonra şirkete kayyım olarak atanması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.