YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11096
KARAR NO : 2012/3644
KARAR TARİHİ : 07.03.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2009/22037 esas sayılı dosyasının takip borçlusu, davalının ise takip alacaklısı olduğunu, takip sırasında alacaklı ile müvekkilinin bir protokol yaptığını, bu protokol gereği tüm ödemelerin davalıya eksiksiz ödendiğini, yasa gereği çek bedelinin %5’i oranında çek tazminatından cirantanın sorumlu olmayacağını, müvekkili firmanın ciranta olup, dosya borcunun tamamını davalıya ödediğinden fazladan ödenenin iadesinin takipten düşürülmesi için davalı yana karşı İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1632 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, dava sonucunda 3.319,55 TL’lik çek tazminatının davacı müvekkili yönünden takipten çıkarılmasına karar verildiğini, davalıya fazladan ödenen miktarın tahsili için davalı aleyhine İstanbul 1.İcra Müdürlüğü’nün 2010/5650 esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin borçlu bulunduğu birçok icra dosyasının ödenmesi konusunda davacı şirket ile bir protokol yapıldığını, sözkonusu protokolde sadece alacaklı olan müvekkil ve borçlu olan davacı şirket değil her iki taraf vekillerinin de imzalarının bulunduğunu, protokol gereğince tarafların gayri kabil rucü olarak birbirlerini ibra ettiklerini, bu ibra nedeniyle davacının artık bu bedeli talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, protokole dayalı borç ödenmesinin haciz tehdidi altında olduğu, davalının taraflar arasında ibra yapıldığı savunmasının yerinde görülmediği, çek tazminatından muhatap banka nezdinde çekin karşılığını bulundurmayan keşideci sorumlu olup, davacı şirketin dayanak çekte keşideci olmayıp ciranta konumunda olduğundan çek tazminatından sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla haciz tehdidi altında alınan %5 çek tazminatının davacıya iadesi gerekeceği, koşulları bulunmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 3.319,55 TL asıl alacak üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyaya bir örneği sunulan tarihsiz protokolün 1. bendi ile davalı vekilinin 07.03.2011 havale tarihli dilekçesi içeriğinden anılan protokolün 10.08.2009 tarihinden önce düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı borçlu icra mahkemesine 14.08.2009 tarihinde başvurmuştur. Protokolün ihtiyati haciz sırasında düzenlenmemiş olduğu anlaşıldığından haciz tehdidi altında imzalandığının kabulü doğru değildir. Bu protokol ile taraflar dava konusu borçlar-alacaklar yönünden birbirlerini ibra ettiklerinden protokol kapsamında yapılmış ödemeler geri istenemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.