YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11123
KARAR NO : 2012/5577
KARAR TARİHİ : 04.04.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemeninevrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin hissedarlığından ayrılmış bulunduğu şirkete davalı bankaca açılan kredinin şirketin gerçek mali durumu araştırılmadan verildiğini, ayrıca çek karnesi teslim edildiğini, bu çeklerin gelişi güzel kullanılmasından dolayı müvekkilinin zarar gördüğünü, usulsüz kredi ve işlemler nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığını belirterek davalı banka tarafından müvekkili aleyhine girişilen takipler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, haksız ödenen 9.210.00 TL.’nin istirdadına, 10.000.00 TL maddi, 5.000.00 TL. manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili ile davacının hissedarı olduğu, diğer davalı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerini davacının kefil sıfatıyla imzaladığını, açılıp kullandırılan kredilerin teminatı olarak da teminat senetleri alındığını, bankanın alacağının tahsili için icra takibi yapıldığını, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı banka tarafından yapılan takiplerin bizzat davacının imzasını taşıyan bono ve genel kredi sözleşmesine dayalı bulunduğu, davacının esasen bono ve sözleşmedeki imzasını kabul etmekle birlikte, kredilerin kullandırılmasından sonraki iş ve işlemlerdeki imzaların kendisine ait olmadığından bahisle davalı bankaya borçlu olmadığını iddia ettiği, davacının aynı zamanda diğer davalı şirketin %50 oranında hissedarı ve yetkilisi olduğu, bu nedenle bir tacir olarak altına imza attığı sözleşme ve bonolardan dolayı borçlu olmadığına dair iddialarının kabulüne imkan bulunmadığı, kredinin ne şekilde kullanıldığının ve hangi nedenle kimin tarafından çek karnesi alındığının taraflar arasındaki kredi ilişkisinin geçerliliği bakımından önemli olmadığı, davacının bizzat imzasını taşıyan genel kredi sözleşmesi ve bonoların takibe konulmasından dolayı herhangi bir maddi ve manevi zarara uğranmasının da mümkün bulunmadığı, zira davalı bankanın kredi alacağı ödenmediğinden bu kredinin teminatı olarak verilen bonoları tahsilde tekerrür olmamak üzere takibe koymasına engel bulunmadığı, takiplerin davacının imzasını taşıyan belgelere dayalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu yapılan takiplerle ilgili bankanın toplam alacağının tespiti için mahkemece Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde davacı bankanın defter ve kayıtları ile dayanağı belgeler üzerinde kredi sözleşmesi hükümleri göz önüne alınmak suretiyle konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanana nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.