YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11463
KARAR NO : 2012/4054
KARAR TARİHİ : 14.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılı Temmuz ayında davalı şirketten 11.000 TL. bedel üzerinden satıh taşlama makinesi aldığını, müvekkilinin davalı şirkete 30.07.2006 tarihli 2.000-TL bedelli, 10.09.2006 tarihli 3.000-TL bedelli, 20.10.2006 tarihli 3.000-TL bedelli ve 10.11.2006 tarihli 3.000-TL bedelli çek verdiğini, 2.000-TL’ lik çekin ödendiğini, makinenin satın alınmasından bir kaç gün sonra ayıplı olduğunun anlaşılması üzerine aynı gün davalı şirkete telefon edip bildirerek satış akdini feshettiğini ve 9.000-TL lik çeklerin kendisine iadesini istediğini, davalı şirketin öncesinde arızayı kabul etmesine ve talebi olumlu karşılamasına rağmen makineyi geri almadıklarını ve ilgisiz davrandıklarını, müvekkilinin satın aldığı tarihten beri makineyi halen de kullanmadığını, davalının söz konusu çekleri müvekkiline iade etmediğini ileri sürerek müvekkilinin 10.09.2006, 10.10.2006 ve 10.11.2006 keşide tarihli ve her biri 3000 TL. bedelli olan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının ikametgahı mahkemesi olan Konya ticaret mahkemelerinin bu davada yetkili olduğunu, dava konusu çeklerin iyi niyetli kişilerce takibe konulmuş olması nedeniyle davada husumet ehliyeti, taraf sıfatlarının bulunmadığını, bu nedenle davanın esasına girilmeden reddine karar verilmesini, davacının süresi içinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediğini, daha sonra ayıbın ortaya çıkması halinde kanuna göre derhal ihbar yapılması gerektiğini, makinenin 2.el makine olduğunu ve kimsenin kontrol etmeden almayacağını, davacıya makinenin sevk irsaliyesine göre 19.07.2006 tarihinde teslim edildiğini, davacı tarafın ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile ispat etmek zorunda olduğunu, davacının bizzat yerinde makineyi deneyip beğenerek kabul ettiğini, ilk çekin makinenin tesliminden 11 gün sonraki vadesinde yatırıldığını, davacının teslimden sonra malın birkaç gün içinde arızalandığını iddia ettiği halde ilk çeki vadesinde yatırdığını, davacının bu malı ayıplı haliyle kabul etmiş sayılacağını, davanın reddi gerektiğini savunarak davalı lehine % 40 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere, yapılan keşfe ve alınan bilirkişi raporuna göre; davacı tarafça makinedeki ayıbın malın teslim alınmasından birkaç gün sonra tespit edildiği bildirildiğine göre makinedeki ayıbın basit ve olağan bir kontrol ile belirli olduğu anlaşıldığından açık ayıp niteliğinde olduğu, taraflar arasında ticari bir satım ilişkisi bulunduğu gözetilerek TTK’nın 25/3 maddesindeki süre içinde ve aynı yasanın 20/3 maddesindeki usule uygun olarak ayıp ihbarının yapılması gerektiği, davacının usulüne uygun olarak ve süresi içinde yazılı ayıp ihbarın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.