Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/12601 E. 2011/15222 K. 05.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12601
KARAR NO : 2011/15222
KARAR TARİHİ : 05.12.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit-alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında bayilik sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin bedelini ödediği malların teslim edilmediğini ileri sürerek 57.534.649.388 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının malları teslim alıp daha sonra ödeme yapmasının sözleşmede kararlaştırıldığını, buna göre davacının vadeli ürün aldığını ve aldığı malların paralarını ödediğini, mal almadan peşin olarak ödeme yapıldığı iddiasının doğru olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalıdan 57.534.649.388 TL alacaklı olduğunun tespitini istediği, eda davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit istenemeyeceği, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle tespit talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 02/10/2007 tarih, 2007/2486-8459 E./K. sayılı ilamı ile dava dilekçesinin 1. sayfasının davanın konusu bölümünde alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, bu durumda davanın eda davası olduğu gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiş, hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/02/2009 tarih, 2009/19-3 E., 2009/63 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının davalıya borçlu bulunmadığı ve davalıdan 57.534.649.388.-TL alacaklı olduğuna ilişkin talepleri sübut bulmadığından reddine, ayrıca davacının haciz baskısı ile ödenen çek bedeli 8.500.000.000.-TL’nin istirdadına ilişkin talebinin de sübut bulmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili 05/02/2011 havale tarihli dilekçesi ile dilekçe ekinde dosyaya sunulan nakit ödeme makbuzları, çek teslim belgeleri ve banka havalesi ile yapılan ödeme dekontlarının davalı ticari defterlerine işlenmediği gibi bilirkişi incelemesinde de dikkate alınmadığı yolunda beyanda bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafından dosyaya birer sureti sunulan makbuz ve banka havalesi yoluyla yapılan ödemeler ile davacının davalı şirkete verdiğini iddia ettiği çeklere ilişkin kayıtların tacir olan davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı, varsa ödemelerin ve çeklerin toplam tutarının ne kadar olduğu böylece davacının alacağının olup olmadığı hususlarının gerekirse ilgili bankalardan havaleler yönünden araştırma ve inceleme yapılarak konusunda uzman üç kişilik bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak suretiyle önceki bilirkişi raporlarındaki çelişkileri de giderecek şekilde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.