YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12784
KARAR NO : 2012/6827
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı davalı vekilince de katılma yoluyla temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … ve vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının haklı bir nedeni olmadığı halde kötüniyetle müvekkilini aldatarak aldığı 04.09.2009 keşide tarih, 30.10.2009 vade tarihli senedi iade etmediğini, borç ilişkisi taşımayan şartlı senedin haksız menfaat sağlamak amacıyla elinde tuttuğunu üçüncü kişilere devir ve icra takibi ihtimali olduğunu belirterek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin yaptığı hisse devri karşılığı teminat olarak senedin verildiğini, taraflar arasında akdedilen protokol uyarınca 187m²‘lik hisse bedelsiz verilmediği takdirde teminat senedinin geçerli olacağının kararlaştırıldığını hissenin henüz verilmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve taraflar arasında akdedilen 04.09.2009 tarihli protokollere göre şartlı olarak davaya konu senedin düzenlendiği tarafların bilerek ve isteyerek yaptıkları sözleşmenin sonuçlarına katlanmaları gerektiği, aynı niyetle yaptıkları sözleşmede kötüniyetin iddia edilemeyeceği davalının senedi başlangıçtan itibaren hileli olarak düzenlenmesini sağladığı, hususunun ispatlanamadığı, senedin teminat senedi olduğu ve teminat senedi niteliğinin devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, sözkonusu dilekçe temyiz defterine kaydedilmemiş olduğu gibi, harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2)Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle dava konusu senedin teminat fonksiyonun devam ettiğinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin oybirliğiyle reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının ise oyçokluğuyla reddi ile hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 900,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 24.04.2012 gününde karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Taraflar arasında yapılan sözleşmeyle; Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesince ortaklığın satış yolu ile giderilmesi çerçevesinde ihaleye çıkarılan taşınmazla ilgili davacının veya kardeşlerinin ihaleye katılıp açık artırmayı kazanmaması halinde davaya konu senedin geçerli hale geleceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.
İhale yolu ile satımdan maksat; rekabetçi bir ortamda satılan şeyin rayiç değerine yakın bir bedelle satılmasını teminat altına almaktır. Bu nedenledir ki potansiyel katılımcıların ihale hazırlık aşamasında bir takım özel anlaşma ve protokoller yapıp sonucu belli olmayan bir süreçle ilgili lehlerine sonuç devşirmeye yönelik eylem ve işlemlere teşebbüs etmeleri hali hukuki bir takım yaptırımlar gerektirebileceği gibi cezai sonuçlar da doğurabilir.
Olayımızda taraflar daha önceden kimin üzerinde kalacağı belli olmayan bir ihalenin sonucu ile ilgili hazırlık yaparak belirli yaptırımları olan bir protokol yapmışlardır. Yapılan bu sözleşme içerik itibarıyla sözleşme özgürlüğü sınırlarını aşan ve BK 19,20 maddeleri kapsamında mütalaa edilmesi gereken, genel ahlak ve kamu düzenine aykırılık unsurlarını barındırmaktadır. Öte yandan dava konusu senedin de bu maksatla keşide edilerek davalıya verildiğinin sabit bulunmasına göre davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, redde dair mahkeme kararının onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.