YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13993
KARAR NO : 2012/5139
KARAR TARİHİ : 28.03.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı banka vekili, müvekkili bankanın … Şubesi ile dava dışı …. Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi sözleşmelerini davalının müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, zira Mezitli tapu sicil memuru huzurunda imzalanan 19/03/2008 tarih ve 6584 sayılı resmi senedin 2. maddesinde davalının ipotek miktarınca borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu açıkça kabul ve taahhüt ettiğini, dava dışı kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının kat edilerek döviz kredisinden kaynaklanan borcun ödenmesi ve 46 adet çek yaprağı için 3167 Sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince bankaca garanti edilen 12.510 TL’nin de banka veznesine bloke edilmesi hususunda borçlu olanlara ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen borç ödenmediğinden dava dışı şirket ile diğer kefiller aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek davalının haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına ve davacı banka lehine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını ve davacı bankaya borçlu olmadığını, kredi ilişkisinde üçüncü şahıs olduğunu, asıl amacının dava dışı şirketin borcunu üstlenmek olmadığını, ipotek edilen gayrimenkulün değeri tutarında ve gayrimenkulle sınırlı olmak kaydı ile sorumlu olduğunu, ayrıca müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna da kefil olmadığını, her ne kadar davacı ihtarnamenin tebliğ edildiğini beyan etmiş ise de ihtarnamenin müvekkiline tebliğ edilmediğini, davanın reddi gerektiğini savunarak davalı lehine %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı bankanın dava dışı şirkete kullandırdığı kredinin müteselsil borçlusu ya da kefili olmadığı, kredi sözleşmesinde müteselsil kefil ve borçlu olarak … ve …’ün sözleşmeyi imzaladıkları, davalının ödenmeyen bu kredi için sorumluluğunun 19/03/2008 tarihli ipotek sözleşmesi ile başladığı, ipotek senedinin ikinci maddesindeki düzenlemeye göre davalının ipotek limiti miktarınca borçtan müşterek ve müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu kabul ettiği, dolayısıyla 400.000,00 TL borç için ipotek kabul edilen taşınmaz nedeni ile davalının sorumluluğunun ancak taşınmaz ile sınırlı olduğu ve taşınmazın değeri konusunda alacaklı banka ile ipotek borçlusu …in 170.000,00 TL üzerinden anlaşmaları ile bu miktarın davalı tarafından bankaya ödenmiş olması karşısında davalının 19/03/2008 tarihli senet ile oluşan bankaya karşı tüm sorumluluğundan kurtulmuş olduğu, zira ipoteğin karşılamadığı miktar için davalının sorumluluğunu gerektirir bir hükmün senette yer almadığı, limit olarak tayin edilen 400.000,00 TL’nin taşınmazın değerinin esas alınarak belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalının müteselsil kefaletinin ipotek akit tablosunda yer almasına, ipoteğin fek edilmesi nedeniyle ve davalının sorumluluğuna ilişkin sözleşme ilişkisinin ortadan kaldırıldığının kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 28.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.