Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/14074 E. 2012/5145 K. 28.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14074
KARAR NO : 2012/5145
KARAR TARİHİ : 28.03.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan Kürüm Petrol Şti.vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalıların maliki olduğu İstanbul ili, … ilçesi, … Mahallesinde kain 5705 ada 52 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde 07/12/2005 tarihinden itibaren müvekkili lehine 15 yıl süre ile intifa hakkı tesis edildiğini, intifa hakkı nedeniyle davalı … Tic. Ltd. Şti. ile bayilik anlaşması ve eklerinin imzalandığını, Rekabet Kurumu’nun kurumsal internet sitesinde 12/03/2009 tarihinde yayınlanan genel duyurusu ve emsal kararları ile sözleşmelerin grup muafiyeti kapsamında öngörülen süreyi aşan kısmının ifasının hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini, intifa hakkının süresi sonuna kadar ifa edileceği inancı ile ve intifa süresi boyunca davacı şirket lehine tesis edilen tasarruf hakkı için ödenen peşin ivaz bedelinin geçersiz kılınan süreye tekabül eden kısmının denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarının davalı maliklerden gayrimenkuldeki hisseleri oranında temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, davacı tarafından pirim, yatırım destek bedeli olarak ödenen ticari teşvik bedellerinin işlememiş süreye tekabül eden kısmının güncelleştirilmiş miktarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline, davacı tarafından akaryakıt istasyonunda gerçekleştirilen yatırımların işlememiş süreye tekabül eden kısmının yine temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline, tüm bu taleplerin toplamı olarak tespit edilen 1.262.487.TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … Petrol Ltd. Şti ile … ve … vekilleri tarafından verilen ayrı ayrı davaya cevap dilekçesinde özetle; açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı davanın BK’nın 66.madde gereği 1 yıllık süresi içinde açılmadığından zamanaşımı def’ini ileri sürerek açılan davada hangi kalemlere istinaden alacak talebinde bulunulduğunun açık olmadığı gibi alacak kalemlerinin de delillere dayanmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; 18/09/2003 tarihli 2002/2 sayılı dikey anlaşmalara ilişkin grup muafiyeti tebliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin 2003/3 sayılı tebliğ ile bu tebliğin yürürlüğe girdiği 18/09/2003 tarihi itibarıyla, bu tarihten önce dağıtıcı ile bayiler arasında kurulan sözleşmelere yönelik olarak, bu sözleşmelerin süresinin tebliğe uygun hale getirilmesi amacıyla 2 yıllık geçiş süresinin getirildiği, Kurul’un geçiş sürecini irdeleyen kararlarında da 18/09/2003 tarihinden önce kurulan bayilik/dağıtıcı ilişkisinin, en son 18/09/2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı tebliğ hükümlerinden yararlanacağı bu tarihten sonra ise gerekli değişikliklerin yapılmaması durumunda 4054 Sayılı Kanunun 4.maddesi çerçevesinde işlem tesis edileceği, bu durumda da kurul kararlarından intifa/kira hakkı içeren bayilik sözleşmelerinin geçersiz hale geldiğine ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve buna bağlı olarak tesis edilen intifa hakkı ayakta olup Borçlar Kanunu’nda getirilen sözleşme serbestisi genel ilkesi, Rekabet Kurumu’nun ilgili bildirisinde de sözleşmelerin geçersiz hale geldiğine ilişkin düzenlemenin de yer almaması, dava tarihi itibarıyla sebepsiz iktisap oluşturacak şekilde edimler arasındaki dengenin davacı aleyhine bozulduğundan söz edilemeyeceği hususları göz önüne alındığında, davacının dava tarihi itibarıyla bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizi, lehlerine eksik vekalet ücreti takdir edilmesine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece hukuki yarar yokluğundan, dolayısıyla dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki akdin feshedilmediği ve geçerli olduğu gerekçesine dayanılarak verilen karar uyuşmazlığın esasına ilişkin nihai bir karar olup, buna göre davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmolunması isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.