YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14572
KARAR NO : 2011/15654
KARAR TARİHİ : 12.12.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı arasında akdedilen kredi kartı üyelik sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kartı tahsis edildiğini, kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine davalıya noter kanalıyla ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının asıl borcun 10.000 TL kısmı dışında kalan bölüm ve ferilerine itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek kısmi itirazın 80.000 TL lik bölümü için itirazın iptali ile takibin devamına ve %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kredi kartı borçları için çıkan kanundan yararlandırılmadığını, kredi kartı limitinin 10.000 TL olup talep edilen borcun hatalı ve fahiş hesaplandığını belirterek davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne takip dosyasında kabul edilen 10.000 TL asıl alacak dışında kalan 38.452,66 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline, bu tutara takip tarihinden itibaren yıllık %30 oranında yürütülecek faiz ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Hükme esas alınan bilirkişi raporu ayrıntılı incelemeyi içermediği gibi, Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Bilirkişi Bankacı Mali Müşavir … tarafından düzenlenen rapora taraflarca itiraz edilmiştir. Bu durumda mahkemece tarafların itirazları da gözetilerek konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca 492 Sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesindeki harç istisnası yurtdışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olmak üzere uygulanmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarih, 2008/81 Esas ve 2010/8 Karar sayılı kararı ve Hukuk Genel Kurulunun 6.10.2010 tarih, 2010/12-443 Esas ve 2010/471 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeden harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından peşin yatırılan harcın talebi halinde iadesine şeklinde hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 12.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.