Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/14930 E. 2012/3250 K. 01.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14930
KARAR NO : 2012/3250
KARAR TARİHİ : 01.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince her nekadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkilinin abonesi olduğunu, 2008 yılı 12. ay ve 2009 yılının 2,4,7 ve 8 aylarına ilişkin tahakkuk ettirilen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi, şirketlerinin en yoğun çalıştığı dönemlerde bile en yüksek 200-250 TL’lik fatura geldiğini, şirketin çalışmadığı dönemde yüksek tutarlı faturalar gelince davacıya müracaat ettiklerini, sayacın sökülerek yeni sayaç takıldığını, sökülen sayacın arızalı olduğunun bildirildiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu tüketimlerin arızalı sayacın değiştirildiği 04.05.2008 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin olduğu, yeni takılan sayaçla ilgili bir itiraz bulunmadığı gibi bu konuda bir tespit de yapılmadığı, buna göre kaydedilen tüketim miktarının doğru olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve davalının elektriğin bedelini ödemekle yükümlü olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının %40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, temyizinde arızalı sayacın 04.05.2008 tarihinde değil, 04.05.2009 tarihinde değiştirildiğini ve uyuşmazlık konusu tüketimin arızalı sayaç dönemine ilişkin olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece, anılan bu husus üzerinde durularak toplanacak deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendisini vekille temsil ettiren davalının vekiline tebliği yerine davalı asıla tebliğ edilerek savunma hakkının da kısıtlanması yerinde görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.