Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/15298 E. 2012/5370 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15298
KARAR NO : 2012/5370
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkilinin 25/08/2004 tarihinde davalı şirketin Darıca İrtibat Bürosunda yönetici yardımcısı olarak çalışmaya başladığını, davalı şirket yetkililerinin 2006 yılı Aralık ayında kasa kontrolü yaptıklarını, davalı şirketin kasaların açık verdiği gerekçesiyle müvekkili de dahil diğer şubelerde görev yapan yönetici statüsündeki çalışanlarından teminat amaçlı senet alındığını, davalı şirket tarafından müvekkiline imzalattırılarak alınan bonoların daha sonra diğer kısımları doldurularak takibe konulduğunu, senet üzerindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalı şirketten avans olarak herhangi bir nakdi ödeme almadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline ve davalının kötüniyetli olması nedeniyle %40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının müvekkili şirketin güvenini kötüye kullanarak kendine çıkar sağladığını, zira iptal edildiği halde gönderimi gerçekleşen kargolara ilişkin fatura bedellerini zimmetine geçirdiğini, daha sonra borcunu ödeyeceğini taahhüt ederek imzaladığı bonoyu davalıya verdiğini, güveni kötüye kullanma yolu ile kendisine emanet edilmiş işten kazanılan parayı zimmetine geçiren davacının müvekkili şirkete borçlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; Beykoz İcra Müdürlüğü’nün 2007/1765 Esas sayılı icra takip dosyasına konu olan iki adet senedin davalı şirket tarafından yapılan kontrol sonrasında kasada çıkan açık nedeniyle davacı tarafından teminat amaçlı olarak imzalanarak boş olarak davalı şirkete verildiği, senetlerin sonradan doldurularak icraya konulduğu, davacının takibe konu senetler nedeniyle davalı şirkete borcunun bulunmadığı, davalı tarafça da bu senetlerin bir borcun karşılığı olarak alındığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına yönelik talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava konusu bononun, hizmet akdi ile çalıştığı davalı şirketin irtibat bürosunda yapılan kontrol sonrasında kasada açık bulunduğu gerekçesiyle teminat olarak davalı şirkete verildiğini iddia etmiştir. Bu iddia karşısında uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisi nedeniyle verilen bonodan kaynaklandığı ve iş mahkemesinin görevli olduğu gözetilmeden genel mahkeme sıfatı ile işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.