Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/15530 E. 2012/1810 K. 09.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15530
KARAR NO : 2012/1810
KARAR TARİHİ : 09.02.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine ve yetkilisi olduğu şirket aleyhine bono ile genel haciz yoluyla icra takibine başladığını, icra takibi sırasında borcun ödenip, ödendiğine dair de davalıdan belge alındığını, hal böyle iken bonolu takibe devam olunduğunu belirterek, davacının davalıya bono ile giriştiği icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödeme iddiası ile sunulan belgenin icra takibindeki alacakla ilgisi olmadığını, taraflar arasındaki başka bir iş ile ilgili düzenlendiğini, borcun ödenmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının icra takibindeki borcu ödediğinin davalı tarafından düzenlenen belge ile sabit olduğu iddiası ile menfi tespit davası açtığı, davalı yanın belgenin başka bir ödeme ile ilgili düzenlendiğini savunduğu, ödeme iddiasında bulunan davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği halde belge sunamadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalının davacı aleyhine 24.08.2009 tarihinde başladığı icra takibine konu bononun tanzim tarihi 10.02.2009, vade tarihi 15.04.2009’dur.
Dava dosyasına davacı yanca sunulan ve davalı tarafından imzası inkar edilmeyen “Tutanaktır” başlıklı belgede; “16.09.2009 tarihi itibariyle yapılan hesaplaşma neticesinde … Yapı İnşaat Müh. Müş. San. Tic. Ltd. Şti. ve …’dan herhangi bir alacağımın ve borcumun bulunmadığını beyan ve taahhüt ederim.”denilmiştir. Davalı bu belgenin başka bir iş ilişkisinden dolayı verildiğini, davanın konusu ile ilgisi olmadığını beyan ettiğine göre ispat yükü davalı tarafa geçmiştir. Bu durumda mahkemece, anılan belgenin aksini savunan davalının savunmasını yazılı delille kanıtlamak zorunda olduğu gözetilmeden somut olay bakımından ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.