YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1565
KARAR NO : 2011/12517
KARAR TARİHİ : 13.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili bankanın … ve … Bankası AŞ. … Şubesi nezdinde açık bulunan 1120453 nolu hesabına, davacı bankanın bilgisi ve rızası olmaksızın kimliği bilinmeyen kişi ya da kişilerce internet bankacılığı aracılığı ile işlem yapılarak 27.12.2005 tarihinde davalının … ve … Bankası AŞ. … Şubesinde bulunan hesabına 6.224,62 TL gönderildiğini, davalının hukuka aykırı olarak edindiği bu parayı iade etmediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, kimsenin hesabına girmediğini, bankadan parayı kendisinin çekmediğini ya da havale etmediğini, davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının parasını alan kişi ve gerekli güvenlik sistemini kurmayan … ve … Bankasına karşı dava açması gerektiğini savunarak davanın reddi ile lehine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacı şirketin … ve … Bankası nezdindeki hesabına 27.12.2005 tarihinde girilmek sureti ile davalı hesabına para aktarıldığı, ancak bu havalenin davalı tarafından gerçekleştirilmediği, bu aktarımın …’da yaşayan 3.bir şahıs tarafından gerçekleştirildiği, davalının hesabına gelen bu parayı aynı gün …’da yaşayan bu şahıs hesabına … aracılığı ile gönderdiği, bu şekilde gerçekleşen olaylarda davalının herhangi bir kusurunun veya haksız para kazanımının söz konusu olmadığı, gerek davacı bankanın gerekse … … Bankasının faaliyetleri itibari ile internet bankacılığında tüm güvenlik önlemlerini almakta ve internet bankacılığında sorunlar yaşanmasını önlemekte özen yükümlülüğünün yerine getirilmesinde şahıslardan daha fazla bilgi ve imkana sahip olmaları ve bu güvenliği sağlamalarının faaliyetlerinin gereği olması nedeni ile asıl kusurlu olduğu, ayrıca davalının mal varlığında sebepsiz bir artışın meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının 25.04.2007 havale tarihli cevap dilekçesinde, internette tanıştığı ve Rus olarak kendisini tanıtan bir kişinin Türkiye’de işlerini takip etmek üzere ve buradaki müşterilerinden alacaklarının gönderileceği bir hesap açılmasını ve bu hesaba gelen paraların da kendi bildirecekleri hesaba gönderilmesini, bunun karşılığında da %5 ücret vereceklerini söylediğini, bu görüşme sonrasında hesabına para gönderildiğini gördüğünü ve bu parayı bildirilen isme ve hesaba 27.12.2005 tarihinde havale ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Davalının bu beyanları karşısında, olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı veya haksız para kazanımının olmadığı yönündeki yerel mahkeme gerekçesinin somut olaya uygun düşmediği görülmektedir.
Bu durumda mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller toplanıp, konusunda uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine,13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.