Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/15814 E. 2012/847 K. 25.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15814
KARAR NO : 2012/847
KARAR TARİHİ : 25.01.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ile 28.12.2007 tarihli Tüketici Kredisi Sözleşmesi imzaladığını, davalı tarafın borcun ödenmesi için çektiği ihtarnameye karşılık müvekkilinin 04.08.2008 tarihinde borcu ödediğini, ancak davalı tarafından takibe geçildiğini, davalının müvekkiline borcun kalmadığı şeklinde yazı verdiğini ileri sürerek, takipten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyadaki davacı vekili, müvekkilinin sözleşmede kefil statüsünde olduğunu ve borcun ödendiğini ileri sürerek, davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu belirtmiş, esas savunmasında ise, davacının borcun ödendiği iddiasının doğru olduğunu, hukuk servisine intikal eden dosyanın kendilerine borcun kapatıldığı yolundaki bilgi sorulmadan takibe konulduğunu, sonra farkına vararak takipten vazgeçtiklerini, müvekkilinin davacıyı borçtan ibra ettiğini, konusu kalmayan işbu davayı huzura taşımalarının yanlış olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, takip tarihi itibariyle davacıların borcu olmadığı anlaşılmakla ve davalı tarafça da kabul edilmekle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile davacıların davalıya takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, koşulları bulunmadığından davacılar yararına takdiren tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davadaki davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu kredi borcu nedeniyle 05.08.2008 tarihinde icra takibine girişildiği, ancak takip konusu borcun EFT yolu ile 04.08.2008 tarihinde ödendiği ve davalı banka tarafından bu ödeme sebebiyle 08.08.2008 tarihinde ibraname verildiği, böylece anılan ibraname içeriğine göre davacıların 05.08.2008 tarihinden itibaren takip konusu borçtan ibra edilmiş oldukları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Menfi tespit davası ise 26.08.2008 tarihinde açılmıştır. Davacılar, davadan önce düzenlenen ibraname ile dava konusu borçtan ibra edilmiş olduklarına göre, daha sonra aynı borç sebebiyle menfi tespit davası açmalarında hukuki yarar bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava şartı olup mahkemece davanın her safhasında re’sen gözetilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca yerel mahkemece belirtilen ilkeler gözetilmeksizin yazılı şekilde tesis edilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.