YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16064
KARAR NO : 2012/5620
KARAR TARİHİ : 04.04.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının keşideci müvekkilinin ise ciro yoluyla hamili bulunduğu 214.000 TL tutarlı çeke dayalı olarak müvekkilince başlatılan takibe karşı davalının çekin tarih kısmında tahrifat bulunduğu iddiasıyla Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nde takibin iptalini talep etmesi üzerine anılan mahkemece takibin iptaline ve %40 oranında inkar tazminatının müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, sonrasında davalının lehine hükmolunan tazminatın tahsili için icra mahkemesi kararını müvekkili aleyhine takibe konu yaptığını ve ayrıca Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde belirtilen çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine menfi tespit davası açtığını oysa çekte bir tahrifat bulunmadığını bildirerek icra mahkemesi kararının infazına yönelik davalı yanca başlatılan takipten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davaya temel oluşturan icra takibinin dayanağının davacı aleyhine hükmolunun icra inkar tazminatından kaynaklanmış bulunduğu, İİK 169/A-6 maddesinde yer alan davalı borçlunun menfi tespit davası açması nedeniyle icra inkar tazminatının dava sonuna kadar erteleneceği ve dava lehine sonuçlanan taraf yönünden hükmedilmiş olan tazminatın kalkacağına dair hüküm uyarınca somut olayda Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesince verilen takibin iptaline dair kararın kesinleşmesi ve davalı yanca davacı aleyhine açılan Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ndeki davanın sonuçlanmasına göre davacı tarafın tazminat ödeyip ödememesi gerektiğinin belli olacağı, davacı yanın aleyhine açılan menfi tespit davasında çekte tahrifata dair savunmasını ileri sürme hakkı bulunduğu, anılan menfi tespit davası davacı borçlu lehine sonuçlandığında ikinci kez tazminata hükmedilemeyeceğinden Dolayı davacının bu davayı açmakta HMK 114/4 maddesi uyarınca hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; 13/10/2011 tarihli dava dilekçesiyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden 17/10/2011 tarihli tensip tutanağıyla davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hukuki yarar kavramı HMK 114/4 maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Dava şartları HMK’nun 138. maddesine göre dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme aşamasında dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Dilekçeler aşaması tamamlanmadan ve davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin dosya üzerinden karar verilmesi böylece davacının hukuki yararla ilgili iddiasını ispat imkanı tanınmaması HMK’nun 27. maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine,04.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.