Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/1703 E. 2011/11366 K. 26.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1703
KARAR NO : 2011/11366
KARAR TARİHİ : 26.09.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkilinin dava dışı … Ltd Şti’nin davalı bankadan 18.08.2003 ve 25.12.2003 tarihli sözleşmeler ile kullandığı kredilere kefalet ettiğini, anılan sözleşmeler ile kullanılan kredilerin ödenerek hesapların kapatıldığını, davalı bankanın 5 yıl sonra 03.03.2008 tarihli yeni bir sözleşme ile adı geçen şirkete kredi verdiğini, bu sözleşmede kefaletlerinin olmadığını, davalının sonradan verdiği krediden doğan alacağı kendilerinden istediğini iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini ve ödenen 367.320 TL’nin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, sözleşmelerin süresiz olup davacının borçtan kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde kefaletin 18.08.2003, 25.12.2003 tarihli sözleşmeler ile kullandırılan krediye ilişkin olduğunu ve 5 yıl sonra yeni sözleşme ile verilen krediye kefil olmadıklarını bildirmiş, alınan bilirkişi raporuna yaptığı itirazında da bu iddiasını tekrarlamıştır.
Davacının imzaladığı sözleşmeler süresiz genel kredi sözleşmesi ise de kefaletin sonsuza kadar devam edeceği düşünülemez.Şayet kefalet edilen sözleşmeler ile kullandırılan krediler ödenmiş ve hesaplar kapatıldıktan sonra başka sözleşmeler ile kredi verilmiş ise artık kefilin yeni sözleşme ile verilen kredilerden sorumlu tutulması mümkün değildir.
O halde mahkemece davacının iddiası ve rapora itirazları dikkate alınarak takip konusu borcun hangi sözleşmelerden kaynaklandığı banka kayıtları incelenerek araştırılıp uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.