Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/2055 E. 2011/12354 K. 11.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2055
KARAR NO : 2011/12354
KARAR TARİHİ : 11.10.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Dava icra takibine konu bononun teminat olduğu iddiasına dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı vekili, bononun borç senedi olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili aleyhine girişilen icra takibine dayanak bononun Eylül 2006’da davalı şirketin kredi temini için müvekkilide dahil şirket ortaklarının her birinden teminat olarak bono istediklerini, bonoların kredi temin edilen … Katılım Bankası AŞ’den aldıkları kredinin teminatı olarak verildiğini, kredinin ödenmesinden sonra davalı şirketin teminat icin verdiği bonoları bankadan iade alıp elinde tuttuğunu, bu arada davalı şirketin 2007 ve 2008 olağan genel kurulunda sermayenin arttırılmasına karar verildiği, müvekkilinin genel kurul toplantılarına katılmadığı ve sermaye artırımına iştirak etmediğinden rüçhan hakkını kullanmadığı ve iştirak taahhütnamesini imzalamadığı halde şirket avukatının, 11.04.2008 tarihli mektup ile 16.03.2008 tarihli genel kurulda alınan sermayenin artırılmasına yönelik karar gereğince şirkete ödenmesi gereken sermaye borcuna karşılık verilen senet bedelinin ödenmesi, aksi halde müvekkili hakkında icra takibi yapılacağını ihtar ettiğini, takip konusu bononun sermaye artırımı ile hiçbir ilgisinin olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili ise davaya karşı düzenlediği cevap dilekçesinde, şirket yönetim kurulunun 16 Mart 2008 tarihli genel kurulda alınan 8 no’lu kararın kendisine verdiği yetkiye dayanarak ödenmeyen ortak borçlarının icra yoluyla tahsiline karar verildiğini, bu doğrultuda davacı ve davacı ile birlikte ödenmeyen sermaye borçları bulunan ortaklara borçların ödenmesi aksi takdirde ödenmeyen sermaye borçlarına karşılık verdikleri senetlerin icraya konularak faiz ve fer’ileri ile birlikte tahsili yoluna gidileceğinin ihtar edildiğini, buna rağmen borcunu ödemeyen davacı ortak hakkında dava konusu icra takibinin başlatıldığını, senedin teminat senedi olmadığını, haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
Takip ve dava konusu senedin tanzim tarihi 16.09.2006, vade tarihi ise 08.08.2007’dir Diğer bir anlatımla bono davalının ileri sürdüğü 16 Mart 2008 tarihli genel kurul toplatısından önceki bir tarihi taşımaktadır.
Bu durumda kanıt yükü davalıya düşmektedir. Davalının 6100 sayılı HMK’nın 201. (HUMK’nun 290.) maddesi uyarınca savunmasını yazılı delille kanıtlaması gerekir.Mahkemece bu yönler gözetilmeden ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek icapsız yemine de dayanılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.