Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/2730 E. 2011/13990 K. 14.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2730
KARAR NO : 2011/13990
KARAR TARİHİ : 14.11.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 07.10.2010
No : 351-409

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkillerinin taraf olduğu sözleşme nedeniyle verilen teminat senedine ve sözleşmeye istinaden bankaca mükerrer takipler başlatıldığını, talep edilen borcun henüz muaccel olmadığını, bono nedeniyle yapılan takipte “iş bu bonodan doğan fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır.” ibaresi ile bankanın müvekkillerini icra tehdidi altında tutmaya devam ettiğini bildirerek 400.000 TL’lik bononun şimdilik 100.000 TL’sinden borçlu olmadıklarının tespitine, takiplerin iptali ile dosyada borçlu olmadıklarının tespitine, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 350.000 TL’ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, talep edilen borcun muaccel olduğunu, takiplerin”tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ” yapıldığını, talep edilen alacağın 46.132,83 TL olup davacıların senet bedelinin 400.000 TL olmasına dayanarak menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacıların kambiyo senedine dayalı takip yönünden İcra Hukuk Mahkemesinde açtıkları itirazın kaldırılması davasının derdest olduğundan menfi tespit davası açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını bildirerek davanın reddi ile %40 tazminatın davacılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla aynı alacak için farklı takip yollarına başvurmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının bonoya dayalı takipte sözleşmeden kaynaklanan alacak miktarını açıkladığı ve aynı miktar için girişilen ilamsız takiple bağlantı kurduğundan davacıların bononun talep edilmeyen miktarı yönünden dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, bu itibarla girişilen icra takiplerinde talep edilen toplam alacak tutarlarının gerçek dava değeri olarak değerlendirildiği, davalının kötüniyetinin kanıtlanamadığı, İİK’nun 72/3 Maddesi uyarınca verilen tedbir kararının uygulanmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davalı bankanın sözleşmeye dayalı olarak Antalya 3. İcra Müdürlüğünün 2008/13771 esas sayılı dosyası bakımından davacı şirketin işlemiş
faiz 472,46 TL’lik BSMV’nin 23,62 TL’lik bölümünden, davacı kefil …’in ise işlemiş faizin 700,69 TL’lik, BSMV’nin 35.03 TL’lik bölümünden dolayı davalıya borçlu bulunmadıklarının tespitine, davacıların fazlaya ilişkin menfi tespit istemlerinin reddine, aynı İcra Müdürlüğünde aynı sözleşmeden kaynaklanan ve kredinin teminatı olarak alınmış bonoya dayalı olarak yapılan 2008/13767 esas sayılı dosyada davacı şirketin işlemiş faizinin 472.46 TL’lik, BSMV’nin 23.62 TL’lik bölümünden, davacı kefil …’in işlemiş faizin 700.69 TL’lik, BSMV’nin 35.03 TL’lik bölümünden dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların fazlaya ilişkin menfi tespit istemlerinin reddine, tarafların tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Hüküm fıkrasının 4. bendinde “davalı harçtan muaf bulunduğundan davalıdan harç alınmasına yer olmadığına ve davacı tarafça peşin olarak ve ıslah işlemi sırasında yatırılan toplam 5.062 TL nisbi harcın istem halinde davacılara iadesine “denilmiştir.
Konuyla ilgili Harçlar Kanunun 5035 ve 5065 sayılı yasalarla değişik 123. md.’sinin 3 fıkrası “Anonim, Eshamlı Komandit ve Limited Şirketlerin, kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nevi değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) Bankalar, Yurtdışı Kredi Kuruluşları ve Uluslararası Kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.” şeklindedir.
Yasa koyucu, anılan hükümle Bankalar, Yurt Dışı Kredi Kuruluşları ve Uluslararası Kurumlarca kullandırılmak üzere temin edilen kredilere ait bazı işlemlerden harç alınamayacağını öngörmüştür. Bir başka anlatımla bankaların kendi öz kaynaklarından veya diğer kurumlarından temin ettikleri kredileri, Kredi Sözleşmesiyle gerçek veya tüzel kişilere teminatlı veya teminatsız olarak kullandırmaları anılan kural kapsamında değerlendirilemez.
Somut olay bakımından davalı banka ve dava konusu kredi harçtan müstesna kabul edilemez .Bu durumda mahkemece, hüküm altına alınan tutar üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi