Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/2783 E. 2011/14245 K. 17.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2783
KARAR NO : 2011/14245
KARAR TARİHİ : 17.11.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 20.10.2010
No : 2007/805-2010/527

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının ruhsat maliki olduğu araç üzerinde 29.07.2005 tarihinde dava dışı … Ltd. Şti. lehine rehin tesis ettiğini, adı geçen şirketin de söz konusu rehni müvekkili bankaya olan borçlarına karşılık temlik ettiğini, şirketin müvekkili bankaya olan borcunu ödememesi üzerine müvekkilince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, rehnin 01.07.2005 tarihli bayilik sözleşmesi uyarınca düzenlendiğini, müvekkilinin dava dışı … Ltd. Şti.’ne hiçbir cari hesap borcu bulunmadığını, müvekkilinin temlik edene karşı ileri sürebileceği def’ileri temlik alana karşı da ileri sürebileceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre, dava dışı … Ltd.Şti.’nin davalıdan 2005 yılı sonu itibariyle hiçbir alacağının olmadığı, 2006 yılında da herhangi bir borcun gözükmediği, bu itibarla ortada temlik edilebilir bir alacak bulunmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Konya 8. Noterliğinin 29.07.2005 tarih ve 23397 yevmiye nolu rehin sözleşmesinde rehin konusu araca alacaklının 18.000 TL bedelindeki alacağına karşılık rehin konulduğu, rehin tutarındaki borcun araç sahibi tarafından ödendiğinde rehin şerhinin kaldırılacağı belirtilmiştir. Buna göre rehin sözleşmesinin içeriğinden rehnin teminat olarak değil, mevcut bir borç için tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda rehin bedeli tutarındaki borcun ödendiği ispat edilmedikçe rehin alan borç miktarı kadar rehinli araçtan alacağının tahsilini isteyebilir. Rehinli alacaklının alacağını temlik alan davacı banka da rehinli alacaklının haklarını kullanabilir. Bu durumda mahkemece anılan bu yönler üzerinde durulup varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hüküm BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.