YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3432
KARAR NO : 2011/5492
KARAR TARİHİ : 25.04.2011
Davacı T. Halk Bankası A.Ş vek. Av. Serkan Ceviz ile davalı … vek. Av. … arasında görülen dava hakkında … 8. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 23/12/2009 gün ve 692-662 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 20.12.2010 gün ve 2855-14541 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı … Ltd. Şti’ne kullandırılan krediye davalının kefalet ettiğini, alacağın tahsili için yapılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, davacı bankaya 16.1.2008 Tarihinde keşide olunan ihtarname ile kefaletin sona erdiğinin bildirildiğini, borçtan sorumlu olmadıklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalının 16.1.2008 tarihli ihtarname ile kefaletten vazgeçtiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı yanca temyizi üzerine Dairemizin 20.12.2010 tarih 2855-14541 sayılı ilamı ile “kefilin tek yanlı kefaletten vazgeçmesinin sözleşme hükümlerine göre mümkün olmadığı” gerekçesiyle bozulması üzerine davalı vekilinin karar düzeltme istemi sonucu yapılan incelemede;
Davacı banka ile davalı arasında imzalanan 1.3.2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri uyarınca davalının tek yanlı olarak vazgeçmesi mümkün değil ise de, davalı yan 1.3.2006 tarihli sözleşmedeki kefaletlerinde 16.1.2008 tarihli ihtarname ile vazgeçtiklerini, bankanın bu tarihten sonra yeni kredi sözleşmesi ile borçluya kullandırılan kredilerden sorumlulukları bulunmadığını bildirmiştir.
Kural olarak süresiz olarak düzenlenen Genel Kredi Sözleşmeleri uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin borcun bir noktada sıfır olması sözleşmenin taraflarının sorumluluklarını sona erdirmez. Aynı sözleşmeye dayanılarak tekrar kredi kullandırılması mümkündür. Nevarki yeni kredi sözleşmesi düzenlenerek yeniden kredi verilmiş olması ve ilk sözleşmenin tarafı olan kefilin kefaletten vazgeçme beyanında bulunması durumunda ise vazgeçen kefil sonradan yeni sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediden sorumlu tutulamaz.
Bu durumda mahkemece talep ve dava konusu alacağın hangi kredi sözleşmesinden doğduğunun tespit ve açıklanın kural ve istisna gözetilerek konusunda uzman yeni bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, Dairemizin ilamında yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 20.12.2010 tarih 2855-14941 sayılı bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.