Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/5040 E. 2011/14625 K. 24.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5040
KARAR NO : 2011/14625
KARAR TARİHİ : 24.11.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 01.12.2010
Nosu : 2007/872-2010/685

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili; 08.08.2002 tarihinde … Petrol AŞ. ile davalı arasında Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süresinin 02.12.2005 tarihine kadar olduğunu, …’ın en az üç ay önceden feshettiğini ihbar etmediği sürece sözleşmenin birer yıl süre ile uzayacağının hükme bağlandığını, …’ın böyle bir fesih bildiriminde bulunmadığından sözleşmenin sonsuz süreli sözleşme haline dönüştüğünü, ancak rekabet hukuku mevzuatına uyarlama zorunluluğu sebebi ile sözleşmenin 2010 tarihinde sona ereceğinin 11.07.2005 tarihinde davalıya bildirildiğini, böylece sözleşmenin 11.07.2010 tarihine kadar süreli hale geldiğini, oysa davalının 02.05.2007 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin 08.08.2007 de sona ereceğini bildirdiğini, bu nedenle haksız fesih sebebi ile fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere 10.000 Dolar kar mahrumiyeti ile 200.000.00.TL cezai şart alacağının bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kira akti sonlandırıldığından sözleşmenin 11/b maddesi gereği ortada hukuken geçerli bir bayilik sözleşmesi bulunmadığını, Rekabet Kurulunun 2002/2 nolu tebliği uyarınca dava konusu sözleşmenin en fazla 5 yıl süreli olabileceğini, bu nedenle 08.08.2007 tarihinde sona erdiğini 5 yılın üzerindeki süreli sözleşmelerin hukuken geçerli olmadığını, talep edilen kar mahrumiyeti ve cezai şartın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davacı şirketin sözleşmeyi imzalayan …’a kanuni selef olduğu, sözleşmenin imzalandığı tarihte 2002/2 sayılı tebliğin yürürlükte olduğu, tarafların 5 yılı aşan sözleşme yapamayacaklarını bilerek bu sözleşmeyi imzaladığı sözleşmenin sona erme tarihinin 02.12.2005 olup tarafların ilişkiye devam ederek sözleşmenin birer yıl süre ile uzadığı 02.12.2006 tarihinde uzayan sözleşmenin bir yıl daha uzayıp 02.12.2007 tarihinde sona ereceğinin bilindiği, buna rağmen 08.08.2007 tarihinde sözleşmenin fesh edildiği dolayısı ile davacının 08.08.2007- 02.12.2007 tarihleri arası kar mahrumiyeti talep edebileceğini, bu tutarın 52.732.44. TL olduğu, 365 günlük süreye karşılık 200.000.00.TL’lik cezai şart öngörüldüğünden kalan süre dikkate alındığında 60.000.00. TL cezai şartın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesi ile 10.000 dolar kar mahrumiyeti ile takdiren 60.000.00. TL cezai şartın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, USD alacağına 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği dava tarihinden itibaren USD faizinin değişen oranlarda uygulanmasına, TL bazındaki alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; sözleşmenin 11. maddesinde bayinin sözleşme hükümlerine uymadığı takdirde …’a 200.000.00. TL cezai şart ödeyacaği kararlaştırılmıştır. Davalının dosyaya mali durum tablosu ile ekonomik ve ticari gelir durumunu gösterir bir belge sunmamasına rağmen cezai şartın, sözleşmenin kalan süresi dikkate alınarak cezai şarttan yazılı şekilde indirim yapılması doğru olmadığı gibi davacı fazlaya ait haklarını saklı tutarak dava açmasına ve davacının kar mahrumiyeti alacağının 52.732.44. TL olarak belirlenmesine rağmen davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine şeklinde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ,vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 825.00. TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.