Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/512 E. 2011/6481 K. 11.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/512
KARAR NO : 2011/6481
KARAR TARİHİ : 11.05.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı temyiz isteminin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde S.G.K Başkanlığı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
İflasın ertelenmesini talep eden vekili, hastane işleten müvekkili şirketin işletme ruhsatını 9 ay gecikmeli olarak almasından dolayı borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanması halinde borca batıklıktan kurtulabileceğini belirterek müvekkili şirketin iflasnın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, borca batık olan şirketin alacaklıları ile anlaşarak borçlarını yapılandırdığı, alacaklıların borca batıklık durumuna ve iyileştirme projesine ciddi bir itirazda bulunmadıkları belirtilerek, şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.
Hükmün SGK vekili tarafından temyizi üzerine mahkemece, 01.11.2010 tarihli ek kararla S.G.K nin davaya asli müdahil olarak katılmadığı, bu nedenle davada taraf sıfatı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu ek karar SGK vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi kararının yargılama sırasında müdahil olmamış hukukî yararı bulunan ilgililer tarafından da temyiz edilmesine bir engel olmaması nedeniyle mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 1.11.2010 tarihli ek kararının kaldırılarak, temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Bilirkişi raporunda, şirketin borca batık olduğu, ivedilikle mali kaynak bulunması gerektiği, şirketin ortaklardan alacaklı olduğu, borç yapılandırma protokolleri dikkate alındığında idare ve yönetimdeki zafiyetlerin giderilmesi, şirket içi ekonomik tedbirlerin alınması ve yeni mali kaynak sağlanması hâlinde şirketin iyileştirilmesinin mümkün olduğu, mahkeme ve kayyımın sıkı takibiyle borca batıklıktan kurtulabileceği belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak iflâs erteleme kararı verilmiştir.
Ortakların şirkete borçlarının bulunması halinde iyileştirme projesi ciddi ve inandırıcı kabul edilemez. Ayrıca borçların vadelere yayılması mali açıdan olumlu olmakla birlikte bilirkişi raporunda belirtilen yeni malî kaynak bulunması ve ekonomik tedbirler uygulanması konusunda somut tedbirler öngörülmemiş olup, bu eksikliğin ne şekilde giderileceği konusunda bilirkişi raporunda da bir açıklık bulunmamaktadır. Bu yönleriyle bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli yeterli ayrıntıyı içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli değildir.
Öte yandan, mahkemece verilen tedbir kararları arasında maddi hukuktan kaynaklı bazı sözleşmelerin askıya alınmasına da karar verilmiş olup, maddi hukuka ilişkin hakların kullanılmasını önleyici nitelikte tedbire hükmedilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde oluşturulacak yeni bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı rapor alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle temyiz isteminin reddine ilişkin 1.11.2010 tarihli mahkeme ek kararının KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte gösterilen nedenle SGK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 11.5.2011.gününde oybirliğiyle karar verildi.