YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5577
KARAR NO : 2011/14887
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 08/11/2010
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün fer’i müdahil vekilince duruşmasız, davacı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … vek.Av…. ile davalı … Bank AŞ. vek.Av…. …, fer’i müdahil tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin 22.02.2007 tarihine kadar dava dışı ….’nin hakim ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, sonra hisselerini devrettiğini, hisse devrinden önce 09.09.2005 tarihinde davalı banka ile … AŞ. arasında 18 ay süreli Genel Kredi Sözleşmesine kefil olduğunu, sözleşmeye dayanan Ferdi Taşıt Kredilerinin teminatı olarak tanzim tarihi olan vade tarihi bulunmayan 700.000 TL. miktarlı teminat bonosu düzenlendiğini, görüldüğünde ödenecek bononun kredi borcu bittiğinden karşılıksız kaldığını, ama davalı bankaca takibe girişildiğini ileri sürerek senedin 18 ay vadeli 9.9.2005 tanzim tarihli kredi sözleşmesine teminat olarak düzenlendiği ve kredi borcunun 09.03.2007 itibariyle sona ermesi nedeniyle borcun bittiğinin ve borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, senedin TTK 616.maddesi uyarınca görüldüğünde ödenmesi gereken senet olup, tanzim tarihinden itibaren 1 yılı geçtikten sonra ibraz edildiği ve davalı bankaca onay alınmadan vade tarihinin eklendiği ve bu hususun ihtar edildiği dikkate alınarak senedin iptaline, müvekkilinin davalıya 09.09.2005 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu dışında (bu da ödenmiştir) başka bir borcu olmadığının tespitine, faiz oranının fahiş olduğu ve diğer tüm taleplerinin yerinde olmadığının tespiti ile davalı banka aleyhine %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili banka ile dava dışı … AŞ. arasında imzalanan 09.09.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kredi açılarak kullandırıldığını, bu kredinin içeriğinin … AŞ.’nin finansal kiralamaya konu ettiği ve kredisini de müvekkilinden aldığı 20 adet araç bedeline ilişkin olduğunu, bu kredi sözleşmesi ile çeşitli tarihlerde ve sözleşmedeki limit dahilinde krediler kullandırıldığını, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden şirketin yazılı talepleri ile kullandırıldığını, ayrı ayrı sözleşmeler imzalanmadığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek tahsil edildiği de işbu borca mahsup edilmek üzere verilen bonoyu takibe koyduklarını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davacı yanında davaya katılan fer’i müdahil … AŞ. vekili, davalı banka ile 27.12.2007 tarihli protokol kapsamında borcun taksitlendirildiğini, haricen ödendiğini, borç kalmadığını, hatta davalı bankaya 21.05.2010 tarihli ihtarname çekerek, eksiklik varsa bildirilmesini ve derhal ödeme yapılacağının bildirildiğini, … AŞ.’nin Genel Kurul Kararının iptal edildiğini ve İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesince 2009/373 Esas, 2010/363 Karar sayılı karar ile Yönetim Kayyumu atandığını, borcun zamanaşımına uğramış bulunduğunu vade tarihini davalı bankanın attığını, ayrıca davalı banka elinde müşteri senetleri olduğunu bildirerek, dosyada ödemeler doğrultusunda inceleme yapılmasını istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava tarihi itibari ile davalı banka alacağının 192.523,07 TL asıl alacak ve toplamda 221.884,75 TL olup dava tarihinden sonraki ödemelerin infazda değerlendirileceği, davacının borcunun kefalet limiti içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili ve fer’i müdahil vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı banka ile fer’i müdahil asıl borçlu … AŞ. arasında 24.12.2007 tarihli dava konusu krediye ilişkin protokol yapılmıştır. Bu protokol ile kredi borcunun belirli vadelerle taksitler halinde 24.12.2007 tarihi ile 25.06.2008 tarihleri arasında ödenmesi kararlaştırılmıştır.
Hal böyle olunca, asıl borçlu şirket ile 24.12.2007 tarihinde yapılan bu protokolün hükümlerinin kefaletin fer’i niteliği itibariyle kefilin borcunun asıl borca bağımlı olduğundan kefil davacıya da uyarlanması gerekeceği gözetilmeden mahkemece yazılı biçimde ve yanılgılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı (davacı yanında katılan fer’i müdahil) yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin (davacı yanında katılan fer’i müdahil vekilinin de)öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 825.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalı bankadan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.