YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5879
KARAR NO : 2012/2944
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı …’ın da içinde bulunduğu bir grup ile servis taşımacılığı için seyahat firması kurduklarını, servis araçlarının vadeli olarak akaryakıt alabilmesi için bir petrol şirketi ile anlaştıklarını, anlaşma neticesinde teminat amacıyla her otobüsü olan servisçinin 10.000.-TL.teminat bonosunu petrol istasyonu sahibine vereceklerini, davacının da bu anlaşmaya uyarak bedel kısmı dolu senedi verdiğini, bilahare servis taşımacılığı işinin yürütülemediğinden bırakıldığını, davalı …’ın teminat olarak bonoların verildiği akaryakıt istasyonuna giderek bonoyu aldığını, bononun daha sonra diğer davalı … tarafından imzalanarak ciro edildiğini, bilahare müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, teminat olarak verilen bonolardan dolayı gerek davalılara, gerekse üçüncü kişilere müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhine yapılan takiplerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin icra dosyası kapsamındaki alacağı temlik etmesinden ötürü davacıdan alacağı kalmadığından, senet arkasındaki cirodaki imza da müvekkiline ait olduğundan, müvekkili aleyhine açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, duruşmadaki beyanında davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillerin bir bütün olarak irdelenmesi sonucunda, davacı tarafından servis taşımacılığı sırasında sürekli akaryakıt aldığı, petrol istasyonu işleten kişilere teminat olarak verdiği 10.000.-TL.lik senedin nasıl olduğu anlaşılamayan bir şekilde davalı …’ın eline geçtiği anlaşılmış ise de, davacı ile davalı … arasında dosyaya yansıyan herhangi bir alacak-borç ilişkisi tespit edilemediğinden, davalı … hakkında açılan davanın kabulüne, diğer davalı … hakkında açılan davanın ise konusu kalmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece davalı … yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle reddine karar verilmişse de bu davalı ciranta konumunda olup, ciro ile senetten doğan hakkını temlik etmiş olsa bile husumet yöneltilebilir. Zira keşidecinin ödeme yapmaması
halinde hamile ödeme yapıp keşideciye rücu edebileceğinden keşidecinin cirantaya borçlu olmadığının tespitini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece davacıdan bu davalı yönünden delilleri sorulup, toplanan deliller değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
2-Davalı …’ın temyizine gelince;
Keşideci, lehtara karşı borçlu olmadığını usulüne uygun delillerle kanıtladıktan sonra senedi ciro yoluyla devralan hamilin keşideci zararına bile bile aldığını, her türlü delille ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Davacı keşideci ile davalı hamil arasında hukuki ilişki bulunma zorunluluğu yoktur. Mahkemece davacıdan davalı hamilin kötüniyetli olduğuna ilişkin delilleri sorulup, toplanan deliller değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.