Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/5968 E. 2012/197 K. 16.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5968
KARAR NO : 2012/197
KARAR TARİHİ : 16.01.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesaba konu fatura alacağından doğan borcun ödenmemesi neticesinde davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davalının 12.01.2010 tarihinde 1.725,00 TL kısmi ödeme yaptığını, takibe itiraz ettikten sonra böyle bir ödeme yapmasının da itirazın yerinde olmadığını gösterdiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalıya muhtelif yangın malzemesi emtiası sattığı, karşılığında alması gereken emtia bedelinin tamamını alamadığı, davalının icra aşamasında belirttiği herhangi bir borçlarının bulunmadığı beyanından başka dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, bilirkişi raporu doğrultusunda verilen emtia bedeli olarak talep edilen toplam 2.189,09 TL borç aslının defter kayıtlarında gözükmeyen alacak olarak davalıdan alınması gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun değerlendirme bölümünde; “davacının ibraz ettiği kanuni defter kayıtlarıyla cari hesap ekstresinin birbirini doğrulamadığı, bir başka anlatımla 2009 takvim yılı sonu itibariyle defter kayıtlarına göre davalının borçlu gözükmediği, cari hesap ekstresine göre ise borçlu gözüktüğünün görüldüğü, ancak asıl olanın kanuni defter kayıtları olduğu gerçeğini gözardı etmemek gerektiği”belirtilmiştir.
Davacı vekili de bilirkişi raporundan sonra davalı defterlerinin de incelenmesini talep etmiştir. Taraflar tacir olup dava dilekçesinde ticari defterlere delil olarak dayanıldığına göre, gerek bilirkişi raporundaki değerlendirme, gerekse davacı vekilinin davalı defterlerinin de incelenmesi yönündeki talebi gözetilerek uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan davalının icra takibinden sonra ancak henüz dava açılmadan önce 1.725 TL.lik bir ödeme yaptığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Esasen bu husus, tarafların da kabulündedir. Dava konusu borca yönelik olarak davadan önce yapılan ödeme ile ilgili uyuşmazlık sona ermiş olacağından bu kısım yönünden dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması da diğer bir bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.