YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/700
KARAR NO : 2011/1912
KARAR TARİHİ : 16.02.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 15.04.2010
No : 90/147
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile müdahillerden Türk Ekonomi Bankası AŞ. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, inşaat sektöründe faaliyette bulunan şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanması suretiyle borca batıklıktan kurtulabileceğini belirterek müvekkili şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, borca batık olan şirketin sunduğu iyileştirme projesinin somut ve uygulanabilir tedbirler öngörmediği, iyileştirme projesine konu inşaatlar hakkında arsa sahipleri tarafından çekilen fesih ihbarnamesinin projenin uygulanabilirliğini riske attığını, şirkete nakit akışı sağlayacak somut bir tedbirin öngörülmediğini belirterek iflasın ertelenmesi isteminin reddine, şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm talep eden şirket tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda, iflâsın ertelenmesini talep eden şirketin hazırladığı reel bilançoya göre borca batıklık saptanarak görüş bildirilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak şirketin iflâsına karar verilmiştir.
Şirketin sunduğu reel bilançonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı araştırılmadan borca batıklığın kabul edilmesi, iflâsın ertelenmesi kurumunun tamamen borçlunun iradesine terk edilmesi sonucunu doğurur. Halbuki iflâsın ertelenmesi müessesesi, iflâsın ertelenmesini talep eden sermaye şirketinin mali yapısının düzeltilmesinin sağlanması yanında, alacaklıların iflâs bildirimi nedeniyle uğrayacakları muhtemel zararların önlenmesini de amaçlamaktadır. İflâsın ertelenmesi sonucu alacaklıların durumunun daha kötü hâle gelmemesi gerekir. Dolayısıyla mahkemece atanan bilirkişilerin, iflâs erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık olup olmadığının tespiti amacıyla her türlü aktif ve pasif unsurlarını incelemesi, doğruluğunu araştırması iflâs erteleme kurumunun mahiyetinden kaynaklanan hukukî bir gereklilik olup, bu husus ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 324,II ve İcra ve İflâs Kanununun 179’uncu maddesinde öngörülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bu suretle saptanan veriler dikkate alınarak şirketin borca batıklık bilançosunun yeniden düzenlenmesi zorunludur.
O hâlde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp, öncelikle rayiç değerlere göre borca batıklık saptandıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle iflâsın ertelenmesi talebinde bulunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 16.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.