YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7234
KARAR NO : 2012/2099
KARAR TARİHİ : 14.02.2012
Davacı … Makine San. ve Tic. A.Ş. vek. Av. … ile davalılar 1-… İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. 2- … vek. Av….aralarındaki itirazın iptali davası hakkında … Ticaret Odası Hakem Heyetince verilen 18.08.2009 gün ve 3-635 sayılı hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş ve dosya … 8. Asliye Ticaret Mahkemesince Dairemize gönderilmiş olmakla incelendi, gereği konuşuldu.
– K A R A R –
Davacı vekili, hakem heyeti nezdinde açtığı davada, davalı şirketin müvekkilinin yetkili satıcısı olarak çalışırken satın aldığı ürünlerin bedellerini ödemekte temerrüde düştüğünü, verilen çeklerin de karşılıksız çıktığını, diğer davalının davalı şirketin borçlarının teminatı olarak kendisine ait taşınmazını ipotek verdiğini, 70.000 TL. miktarındaki alacağın tahsili için her iki davalı aleyhine Kadıköy 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2381 sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine girişildiğini ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlıkların İTO. Hakem Heyeti tarafından çözümleneceği konusunda yetki şartı bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmede tahkim şartı olup icra takibine girişilmesinin tahkim şartına aykırı olduğunu, takibin dayanağının ipotek olup tahkim şartının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile girişilen icra takibine yönelik itirazın iptalini kapsamadığını bu nedenle davanın mahkemede açılması gerektiğini, diğer davalı ipotek veren müvekkilinin ise sözleşmenin tarafı olmadığından tahkim şartının bu müvekkilini bağlamayacağını, esas yönden ise, ipotek veren borçtan şahsen sorumlu olmadığı için ödeme isteminin ona karşı etkili olabilmesinin TMK. 887. maddesi gereğince bu istemin hem borçluya hem de ipotek verene karşı yapılmış olması şartına bağlı bulunduğu, alacaklı tarafından müvekkillerine gönderilmiş bir muacceliyet ihtarı bulunmadığından girişilen takibin ve buna ilişkin davanın yasanın açık ve amir hükmüne aykırı olması nedeniyle reddi gerektiğini savunmuş, takibin kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek %40 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Hakem heyetince yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne davalının itirazının kaldırılarak davacının ipotek bedeli ile sınırlı olarak yaptığı 70.000 TL. bedelli takibin devamına, 28.000 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; hakem heyeti nezdinde açılmış olup davalılar vekili, bu davanın hakemde görülemeyeceğini, davanın mahkemede açılması gerektiğini savunmuştur. Bu savunma, nitelikçe HUMK’nun 519. maddesine ilişkin bir uyuşmazlığın varlığını gösterir. O halde, davalının savunması gözetilerek uyuşmazlığın hakem eli ile çözümlenip çözümlenemeyeceği konusunda mahkemeye başvurması için davalılar vekiline uygun bir mehil verilmesi ve açılacak davanın bu dava yönünden bekletici sorun yapılması gereklidir. Hakem heyetince, görev konusundaki uyuşmazlığın HUMK’nun 519. maddesi uyarınca usulünce kesin sonuca bağlanmadan işin esasına girişilerek yazılı şekilde hüküm kurulması HUMK’nun 533/3 maddesine aykırılık oluşturduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nederlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hakem heyeti kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 14.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.