YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8090
KARAR NO : 2012/421
KARAR TARİHİ : 18.01.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında Total markası altında imzalanan 11.04.2007 tarihli sözleşme kapsamında … parselde kayıtlı gayrımenkulde müvekkili şirkete 19.06.2022 tarihine kadar intifa hakkı verilip intifa hakkının tapu siciline tescil edildiğini, Rekabet Kurulu tarafından düzenlenen 14.07.2002 tarihli ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti tebliğinin rekabet etmeme yükümlülüğü başlıklı 5. maddesinde 5 yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü hükmüne yer verildiğini, sözleşme sürelerinin belirsiz veya 5 yılı aşacak şekilde olması halinde gurup muafiyetine dahil edilmeyeceğinin belirlendiğini, bu durumda edimlerin geçersiz hale geldiğini, söz konusu tebliğ hükümleri uyarınca anılan intifa hakkının Rekabet Kurulu’nun düzenlemesi çerçevesinde 28.05.2012 tarihinde sona ereceğini, müvekkili şirketin sözleşme gereğince gayrimenkul üzerindeki intifa tesisi için yapılan ödemeler ve akaryakıt istasyonu kurulması ve işletilmesi için yapılan teknik yatırımların 28.05.2012 ile 19.06.2022 dönemi arası davalıların sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını ve iadesinin gerektiğini iddia edilerek her bir davalıdan 51.559,00 TL olmak üzere toplam 154.677,00 TL nin 12.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın intifa hakkının tesis edildiği, Akşehir Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, intifa hakkının tesis tarihinin 30.05.2007 olup Rekabet Kurulu kararında belirtilen 5 yılık sürenin henüz dolmadığını, davanın süresinden önce açıldığını, sözleşmenin yenilenerek 5 yılı aşmayacak şekilde düzenlenmesinin mümkün olduğunu, açılan davanın yersiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre, Rekabet Kurulu’nun akaryakıt sektörüyle ilgili olarak 2002/2 sayılı dikey anlaşmalara ilişkin grup muafiyeti tebliği uyarınca almış olduğu kararlara göre 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve bu tarih itibari ile kalan süreleri 5 yılı aşan anlaşmaların 18.09.2010 tarihine kadar, bu tarihten sonra yapılan sözleşmelerin 5 yıl süreyle, bu tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve uygulanma süresi bulunduğunun belirtildiği, Rekabet Kurulu’nun 12.03.2009 tarihli kararının tarafların 18.09.2010 tarihinde rızaen anlaşarak yeni bir sözleşme yapmasına engel olmadığı, sözleşmesi uzun süreli olan tarafların başvurusu üzerine bu konuda Rekabet Kurulu’nun 2009/1-59 dosya 09034-798201 karar sayılı ve 05.08.2009 tarihli kararında da tarafların müzakere ederek mevcut sözleşmeleri sonlandırmak suretiyle 5 yılı aşmayacak şekilde yeni işleticilik sözleşmesi ve bu süreye uyumlu olarak yeni intifa sözleşmesi akdedebileceklerinin ve her iki tarafın da rızası olmaksızın herhangi bir sebeple uzatılmaya zorlanması halinde 4054 sayılı Kanunun 4. maddesi çerçevesinde işlem tesis edileceğinin belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin başlangıcından
beri geçersiz hale gelmesi ve batıl olmasının söz konusu bulunmadığı, rekabet kurulu kararına uymama yaptırımının idari bir yaptırım olan grup muafiyetinden yararlanamamak olduğu, bu durumda bayilik ve intifa sözleşmeleri ayakta iken sebepsiz zenginleşme nedenine dayanılarak talepte bulunulmasında hukuki yararın olmadığı sonucuna varılmakla davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizi, lehlerine eksik vekalet ücreti taktir edilmesine ilişkindir.
Her ne kadar Mahkemece hukuki yarar yokluğundan, dolayısıyla dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki akdin feshedilmediği ve geçerli olduğu gerekçesine dayanılarak verilen karar uyuşmazlığın esasına ilişkin nihai bir karar olup, buna göre davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre hesaplanacak nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmolunması isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.