Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/8209 E. 2012/834 K. 25.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8209
KARAR NO : 2012/834
KARAR TARİHİ : 25.01.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan kapalı kasa kamyonet tipi aracı 18.250,00 TL. bedel karşılığında İzmir 34. Noterliğince düzenlenen 02.04.2009 tarihli araç satış sözleşmesi ile satın aldığını, aracın dijital göstergesinde kilometresinin 25.000 civarında göründüğünü ve yine davalıca aracın bu kilometrede olduğunun ve aracın kaza görmediğinin ve herhangi bir parçasının değiştirilmediğinin belirtildiği halde aracın satış ve teslim sonrası yaptırılan bakım ve kontrolünde söz konusu aracın servis kayıtlarında 03.07.2008 tarihinde 37.828 km.de olduğunun, daha önce aracın sağ taraftan darbe aldığının, bazı parçalarının değiştiğinin, kaportanın doğrultulduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından 20.04.2009 tarihinde davalı-satıcıya noter kanalıyla ihtarname keşide edilerek satım akdinin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkil şirketin BK’nın 28/1. maddesi gereğince davalının hilesi sonucu sözleşme yapmaya sevk edildiğini ileri sürerek sözleşmenin geçersizliğine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirketin ödediği 18.250,00 TL. satış bedelinin satım tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkil şirkete verilmesine, noterde akit yapılırken ödenen 255,27 TL.satış masrafı ile müvekkil şirketten 14.04.2009 tarihli fatura ile servisçe alınan 197,45 TL.nin faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, galericilikle uğraşan davalının dava konusu aracı icra satış yolu ile alarak davacıya sattığını, dolayısıyla davacının aracı satın almadan önce araca yapılmış müdahalelerden ve kazalardan haberdar olmasının mümkün olmadığını, davalının davacı tarafa yanıltıcı beyanda bulunmadığını, davacının aracı satın almadan önce basiretli bir tacir gibi davranarak aracın tüm kontrollerini yaptırması gerektiğini, yaptırmadığı takdirde davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının davacıyı aracı almaya sevk edecek hileli bir davranışının olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının davalıdan satın aldığı aracın 25.000 km’de olmayıp digital km. göstergesi ile oynanmak suretiyle ve aracın gerçek durumunun satın alan davacıdan gizlenmesi suretiyle kaza yaptığı, hasara uğradığı ve fazla km.’de olduğu söylenmeksizin davacıyı kandırmak suretiyle hile yaparak satış akdini yaptırmış olduğu ve davalının bu hilesi nedeniyle alım satım akdinin geçersiz olduğu, davacının bu alım satım akdi nedeniyle almış olduğu ayıplı malı iade ederek mal bedelini istemekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın
kısmen kabulü ile 18.250,00.-TL araç satış bedeli, 255,27.-TL satış giderleri olmak üzere toplam 18.505,27.-TL’nin davalı tarafından davacıya satılan aracın davacı tarafından davalıya iadesi koşuluyla dava tarihi olan 17/06/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4489 sayılı yasa ile değişik 1/1 bendindeki faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, servis gideri altında istenilen bedelin kullanım ve rutin servis gideri niteliğinde olması nedeniyle bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle BK’nın 200. maddesi uyarınca alıcıyı iğfal etmiş olan satıcının, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek mesuliyetten kurtulamayacağına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece dava konusu aracın iadesine karar verildiğine göre araç bedeline yürütülecek faizin aracın iade edildiği tarihten itibaren başlatılması gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Davalı vekilinin yukarıdaki (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.