Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/9274 E. 2012/885 K. 26.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9274
KARAR NO : 2012/885
KARAR TARİHİ : 26.01.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının ciro yoluyla iktişap ettiği 2 adet çekte aleyhe icra takibine başladığını, ancak çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığını belirterek, icra takibine konu çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının icra takibine itiraz etmeyip, ödeme hususunda davalı ile anlaşmaya çalışıp, davalıyı oyaladığını , davacının bacanağı … ve yeğeni … ile iş yaptığını piyasaya davacının çekleri verilip, sonra da iradem dışı çıktı diye başvurup veya mahkemede imza inkarında bulunduğunu, böylece piyasadan mal aldıklarını, davacı ve cirantalar aleyhine açılmış ceza ve hukuk davaları bulunduğunu bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının keşidecisi olduğu iki çekteki imzaların kendisine ait olmadığını ispat yükü altında olduğu davacının imzalarının kendisine ait olmadığını kesin olarak ispatlayamadığı, Adli Tıp Raporu ile de imzaların davacıya ait olup olmadığının belirlenemediği, davacının çeklere dayalı olarak herhangi bir şikayette bulunmadığı, aksine davalının şikayet üzerine Ağır Ceza Mahkemesinde davacı ve ciranta aleyhine dolandırıcılıktan dava açıldığı, bu dava sonucunun eldeki dava sonucunu etkilemeyeceği gerekçeleriyle ispat edilemeyen davacının davasının ve koşulları oluşmayan davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacının aleyhine girişilen icra takibine konu iki adet çekteki keşideci imzalarının sahteliği iddiası ile açılan menfi tespit davası olup, iş bu davaya konu çeklerle ilgili olarak Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/168 Esas sayılı dosyasında “Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak kullanılmak Suretiyle Dolandırıcılık” suçlamasıyla davacının sanık sıfatıyla yargılandığı ve dosyanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bu
durumda mahkemece B.K.’nun 53. maddesi uyarınca ceza davasının sonucu beklenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ceza davası sonucunun beklenmesine gerek olmadığına değinilerek karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.1.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.