Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/9713 E. 2012/913 K. 26.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9713
KARAR NO : 2012/913
KARAR TARİHİ : 26.01.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dava, Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmolunması istemine ilişkindir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Genel Kredi Sözleşmelerinde davalı …’nın imzasının bulunmadığı, düzenlenen müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet sözleşmelerinde de kefalet limitinin yazılı olmadığı, dolayısıyla bu davalının geçerli bir kefaletinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davalı … hakkındaki davanın reddine, davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B.K.nun 484.maddesi gereğince kefalet akdinin geçerliliği sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasına bağlıdır. Kefaletin geçerliliği yönünden 12.04.1944 tarih, 14/13 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın da dikkate alınması gerekir. Sözü edilen kararda “kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senetten böyle bir miktarın anlaşılıp anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği”ne değinilmiştir.
Somut olayda takip ve dava konusu Genel Kredi Sözleşmelerinin “Müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhi” başlıklı 31.sayfalarında davalı …’nın kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğu bila tarihli 310 nolu Genel Kredi Sözleşmesinin ilk sayfasında kredi limitinin 10.000.-TL., 35 nolu sözleşmede ise 20.000.-TL.olduğu açıkça yazılmış olup, ayrıca davalı kefilin kefalet limiti ve imzaya yönelik bir itirazı olmadığı gibi benimsenen bilirkişi raporunda da davalı kefilin sorumlu olduğu belirtildiği halde olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 26.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.