Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/9807 E. 2011/13183 K. 26.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9807
KARAR NO : 2011/13183
KARAR TARİHİ : 26.10.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki icra takibinin iptali-menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davalı vekili, davalı tarafça müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, müvekkilinin takibe konu senette lehtar olup kendisine ödememe protestosu çekilmeden aleyhine takibe girişildiğini, icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, icra takibinin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Dava ihbar olunan … vekili, diğer davalı tarafından müvekkiline temlik edilen takipten doğan alacağın …’e temlik edildiğini bildirmiştir.
Mahkemece, dava konusu takibe konu senetten dolayı yapılan takipte protesto çekilmediğinden doğacak her türlü itirazın kambiyo hukuku ile ilgili olduğu, itirazların şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurulması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 76.maddesi uyarınca olayların açıklanması taraflara, hukuki nitelendirmesi hakime aittir. Somut olayda dava dilekcesinde davacının takibe konu edilen senedin lehtarı durumunda olup, ödememe protestosu çekilmeden aleyhine takibe girişilemeyeceğinden dava konusu icra takibinin iptaline ve davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, 14.3.2011 tarihli duruşmada da süresinde icra mahkemesine müracaat edemediklerinden davayı menfi tespit davası olarak açtıklarını açıkça bildirmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının talebinin İİK’nun 72. maddesine dayalı menfi tespit davası olarak nitelendirilip işin esasına girilerek iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller toplandıktan sonra birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken takip hukuku ile ilgili olan ve somut olay bakımından uygulama yeri bulunmayan İİK’nun 170/a maddesine dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.